GİRESUN / DOĞANKENT / ŞADIKÖYÜ

»Görüş , Düşünce ve EleÅŸtirilerinizi İletiÅŸim bölümünden bizlere ulaÅŸtırabilirsiniz...    »Sinan Güvendi'nin "TaÅŸlama" adlı ÅŸiiri, Şiir Köşesine eklendi...    »ANKET'İMİZE KATILARAK DOÄžANKENT'İN ÖNCELİKLİ SORUNLARINI BELİRLEYEBİLİRSİNİZ.    
Dil
Okunma Sayısı: 1034

Hazırlayan: Sinan GÜVENDİ

Çatalağaç'ta kullanılan sözcükleri derlerken özeklikle şu anda Türkçe de kullanılmayan ya da az kullanılanları derlemeye çalıştık yani özellikle yöreye ait olanları. Kuşkusuz bu sözcüklerin hepsini derleyemedik. Buradaki önemli eksiğimiz; yıllardır gurbette yaşadığımızdan bazı sözcükleri unutmamız , birde bazı sözcükler kullanım anında insanın aklına geliyor. Ama yinede aşağıdaki sözcüklerle çatalağaçtaki şiveyi anlamak mümkün.

Aşağıdaki sözcüklere bakınca, hemen hemen tamamına yakını Türkçe’de ses uyumuna uymaktadır ya da uymayan sözcükler bile konuşma diline uydurulmuştur.

ÖRNEK: "haber" yerine "habar", "Giresun" yerine "Giresin", "geliyorum" yerine "geliyim", "Tirebolu" yerine "Tiribo", "kiraz" yerine "kirez", "Ayşe" yerine "Ayşa", "Harşit" yerine "Haşıt"

Çatalağaçta  günlük konuşma dilini irdelediğimizde.: Öncelikle "Ğ" harfinin kullanılmadığını görüyoruz. Bunun yerine "Ğ"  harfinden önce gelen sesli harf uzatılarak söyleniyor.

ÖRNEK: "Sağır"  yerine "Saar", "Çağırdı" yerine "Çaardı", "Bey" ya da "beğ" yerine "bee"  (Halil bee, Nuri bee)

Dostlarımızdan ricamız, bize özgü bulduğunuz sözcük ve deyimleri Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız adresine gönderirseniz bir sonraki güncelleme anında buraya ekleyebiliriz.

 

KÖY SÖZLÜĞÜ

A

Aartma : Ağaçtan alınan örnek
Aartu : Ayran
Abrul : Nisan
Acışmak : Acımak
AÄŸnamak : Yerde yatarak hareket etmek
Ahunduruk : Çam sakızının sıvı hali
Ahval : Hal , son durum
Akak : Uçurum, kayak yeri, yar
Alaf : Ağaç yaprağının 1 metrelik dalıyla budanmış hali
Alamuk : Parçalı bulutlu
Alem eÅŸkere : Aleni
Amel : İshal
Anca : Biraz evvel
Andır : Lanet    
Annaklamak : Bakmak, seyretmek
Arasta          

: BoÅŸ arsa

Argış            

: Yolun bir kısmına yük taşıma

Arkuru          

: Düz

Aşgana        

: Evin salon bölümü

Aşna fişne   

: OynaÅŸmak

Avara          

: İşsiz boş

Avu            

: Zehir

Ayak yolu  

: Tuvalet

Ayam         

: Hava (hava durumu)

Ayama       

: Yakıştırma, lakap

Azık          

: Çoban yada yolcu yemeği

Azıtmak    

: Üstelemek, ısrar etmek

B

Bad           

: Çit, tarla kenarındaki engel

Badıç        

: Taze fasulye tanesi

Bakraç      

: Bakır yoğurt kabı

Bardabaş   

: Saygısız, huysuz

Başak       

: Fındık toplandıktan sonra geride kalan çotanaklar

Bayak       

: Biraz önce, demin

Bek           

: Sağlam, dayanıklı

Bellek : Önceden işaretlenmiş yol yada yer
Benneem  

: Bilmiyorum

Bezene     

: Bezelye

Bıcak       

: Evin mutfak kısmı

Bıldır       

: Geçen yıl

Bızdıklama

: Hayvanların koşması

Bibi           

: Hala

Bitike        

: Azıcık

Boşboğaz  

: Sır tutmayan

Boyna        

: Daima, sürekli

Bökelemek

: Åžiddetli kaynama

Burmak     

: Boğayı kısırlaştırmak

Buymak     

: Üşümek

Bük            

: Dere kenarındaki düzlük

C

Cablama     

: İki tarafı yontulmuş çit ağacı

Camadan     

: Sırt çantası

Camış         

: Manda

Cayırtı        

: Velvele, telaşlandırma

Cazu           

: Hayali bir kötü hayvan

Celecoş      

: Yoğurttan yapılan bir yemek

Celep         

: Satmak amaçlı alınan davar

Cember     

: Baş örtüsü

Cereme      

: Bedel,olumsuz karşılık

Cıbıldak     

: Çıplak

Cıbıt           

: Yağmurda ıslanmış

Cıdık         

: Kara tavuk tuzağı

Cıftır         

: Zayıf ve çevik

Cılga         

: İnce yol , keçi yolu

Cılk           

: BozulmuÅŸ yumurta

Cıngan      

: Yaramaz çocuk

Cıngırt      

: Ağaç sürümeye yarayan halka

Cıpban      

: Alkış

Cırcıl        

: Fermuar

Cırıt          

: KoÅŸmak

Cıvız         

: Oyunun kuralına itiraz eden

Cızmak    

: Döneklik

Cibiliyet   

: Soy

Ciscibit    

: Çok ıslanmak

Cöbre       

: Bal ve mum ayrışınca kalan posa,

Cörtlek      

: Büyük göz

Cücük       

: Civciv

Ç

Çağlan      

: Åželale

Çakır        

: Yeşil gözlü

Çangal       

: Fasulye çubuğu

Çapula      

: Deri ayakkabı

Çaruk       

: Elde dikilen ilkel ayakkabı

Çat           

: Yol ayrımı

Çaytak      

: Topal aksak

Çebiç        

: Oğlağın büyüğü(1 yaş)

Çencik      

: Kilitsiz kapı kolu

Çepel        

: 1 cm yaÄŸan kar
Çeşit         

: Boya

Çıddak      

: Küçük köz

Çıtıman     

: Mısırın biçildikten sonraki öbek hali

Çimmek    

: Yüzmek

Çivit          

: Çekirdek

Çölmük     

: Ağaç çöpü

Çöör          

: Mısır sapının toprakta kalan kısmı

Çöten         

: Mısır konulan küçük yapı

Çul             

: Bir çeşit kilim

D

Dalda          

: Yağmurdan kaçılan kuru yer (taş dibi) 

Daru           

: Mısır

Dastar         

: Bir çeşit kilim

Davun         

: Hayvan hastalığı

Depebızdık  

: Takla, yuvarlanma

Depük         

: Kuru

Dıkılmak     

: İçeri girmek

Dırmaç         

: İp

Dışallık        

: Cin, cinler

Dibek          

: Buğday dövülen oyuk taş

Dinelmek    

: Ayakta durmak

Dirgen         

: Hayvan gübresini tutan alet

Ditmek       

: Küçük parçalara ayırmak

Dobuç        

: Güdük, kısa

Dolaşuk      

: Paspal kadın

Doruk         

: Ladin

Döşürmek   

: DevÅŸirmek

Dunzar        

: Sote

Düdek         

: Sap, yabani ağaçların meyveye benzer ürünü

Düdük        

: Glüt

Düğlemek   

: Düğüm atmak

E

Ebe kuşağı  

: Gökkuşağı

Ecünnü       

: Cin peri

Eelen           

: Bekle

Eeşün          

: Ekmek çevirme aleti

Eğercek       

: Yünü ip haline getiren çubuk

Elmek          

: Tek avuç

Erbap           

: Uzman

Erinmek       

: Üşenmek

Essah           

: Gerçek

Eşgere          

: Açık aleni

Evlek            

: Bir çeşit mantar

Evmek         

: Acele etmek

Ezeltere       

:  Bir çeşit yaban sebzesi

F

Fenikmek    

: İrkilmek

Fer               

: Görme oranı,ışığın miktarı

Ferik            

: Büyük civciv, genç tavuk

Fetir             

: Saçta pişen buğday ekmeği

Fıraktu         

: Çubukla yapılan çit

Fırt               

: Bir içim

Fışırtma        

: Fırlatıp atma (uzağa)

Foltak           

: Bol, büyük

Forslu           

: Alımlı, çalımlı, havalı

Foruk            

: İçi boş

Foruz             

: Horoz

Förttemek     

: Dışarı taşmak

G

Gab              

: Mutfak eşyası

Gacak          

: Mutfak gereçleri

Galak           

: Oyunda sayı

Galdirik        

: Yemeklik(turÅŸu) bir yaban sebzesi

Gambalak    

: Elle atılabilen büyük taş

Gancık         

: DiÅŸi

Garez           

: Kin

Gargun         

: Sel

Garık            

: Düzenli açma

Gartabu        

: Patates

Gaş               

: Uçurum

Gatık            

: Ayran

Gavil            

: Sözleşmek

Gavsul          

: Bazı sebze ve meyvenin dışından çıkan

Gayda          

: Ezgi, ritm, müzik

Gayış           

: Kemer, kolan

Gecin           

: Kuru fasulyenin dışı

Geçek           

: Geçit

Gelek            

: Yaprak

Gereü           

: Dal çekmeye yarayan çengel

Gıdı              

: Bir çeşit değnek

Gıdık            

: En küçük sepet

Gıldır gıbıç

: Küçük parçalar

Gınnap          

: Kendir ipi

Gıran             

: Tepe

Gicişmek       

: Kaşınmak

Gocaman       

: İhtiyar erkek

Gocuk            

: Kaban, mont

Gopca            

: Düğme

Goşama         

: İki avuç (birlikte)

Göççek           

: Gözlük

Göğnük          

: Kumaşı sıkıca sarıp tüttürmek.

Göö (göğ)      

: YeÅŸil

Göönü             : Yumuşak ballanmış meyve

Göynek           

: Gömlek

Gutni yallik    

: Kadınlarda göğüs ve sine örtüsü

Gücük             

: Åžubat

Güdüne           

: Mısır koçanının iç kısmı

Güveç             

: Bir yaşındaki koç

Güvertme       

: Sulu ayran

Güzine            

: Fırınlı soba

H

Haarda              : Nerede
Hacet              

: İhtiyaç

Haççak            

: Güzel

Hara               

: Nere

Harar                

: Büyük sepet

Hartama          

: İnce çatı tahtası

Haşaret            

: Büyük sel

Haşıl                

: Mıhlamanın peynirsiz çeşidi

Hayat               

: Evin dış girişindeki hol

Hayasıma          

: Yemeğin kör ateşte pişememe durumu

Hayıf                     

: Kötü sevinç, intikam hırsı

Hedik                   

: Yuvarlak kar ayakkabısı

Helle                     

: Un çorbası

Hennük                 

: Tarlanın iklim olarak hazır hale gelmesi.

Hıbar                    

: Çocuk (0-10 yaş)

Hırtuk                  

: Saldırgan

Hışır                     

: Yıpranmış giysi yada alet                           

Hıtır                     

: Mısır kırması

Hızan                   

: Çocuk

Him                      

:Temel kazılan çukur 

Hoolamak             

: KoÅŸmak

Hoşuran                

:Bir yaban sebzesi

Hozan                  

: Geniş düzlük, ekilmeyen yer

Höl                       

: Islak

Hölümek             

: Islanmak

Huykurmak         

: Avazı çıkana kadar bağırmak

I

Irgamak               

: Sallamak, hareket ettirmek  

Istavurt ayı          

: Eylül

Işkın                     

: Filiz

İ

İdare lambası       

: Fitili açık gaz lambası

İkbal                   

: Kısmet

İlehegün            

: Dünden önceki gün

İlenme               

: Beddua etmek      

İlk kış                

: Kasım

İndem             

: GereÄŸinden fazla

İsgemi            

: İskemle, sandalye

İşlik : Yazlık hırka
İşmar

: Göz kırpma

İt dirseği          

: Göz kapağındaki arpacık

K

Kah                 

: Bazen

Karakış ayı     

: Aralık

Kaş                 

: Uçurum       

Kekeç             

: Kekeme

Kelek              

: Hayvanların başına takılan bir çeşit çan.

Kelep           

: İplik destesi

Kenef           

: Tuvalet

Kertük          

: İşaret

Kesek          

: Küçük ağaç dalı parçası

Kesitmek     

: Şikayet etmek, kötülemek

Kesmük      

: İzmarit , meyvenin yenmeyen orta kısmı

Keşik           

: Sıra

Keyfanı        

: İhtiyar kadın

Kıllatma       

: Fırlatıp atma

Kıtınnak       

: Ekmeğin dışı

Kiraz ayı     

: Haziran

Koru            

: Yukarı

Köm          

: Ahır

Körse       

: Büyük bileği taşı

Külek       

: Ağaçtan süt, yoğurt kabı

Küpeşte   

: Kapı kolu takılan demir kıvrım

Küpü        

: Balta  keser gibi aletlerin kesmeyen (düz) tarafı

Kürün        

: Çeşme önlerindeki yalak

Küskülemek

: Gereksiz karıştırmak

Kütmek       

: Bir çeşit tabure

Kütüremek

: Hızlı şekilde harekete geçme

L

Lalaç          

: Peltek konuÅŸan

Lıı(lığ)         

: Suyun getirdiÄŸi toprak

Lüle          

: Sigara ağızlığı

M

Maazu        

: Mısırın koçanında kuruduğu depo

Macar        

: Mavi gözlü

Mada          

: İştah

Mahna        

: Bahane

Mangır       

: Para

Maraz        

:  Hastalık (ishal)

Maslahat    

: Ödünç alma

Me              

: Al (el ile verirken)

Medet        

: Yardım

Meel           

: Geniş ağızlı kazma

Mehdar       

: Kemençeci

Merek         

: Ot, sap ve yaprak konulan yer

Mıh              

: Çivi

Mıkır           

: Cimri

Mile            

: Misket

Minnet         

: Hortlak

Misir            

: Yabani domates

Mudara         

: SaÄŸlam olmayan

Müzevir         

: Sır tutmayan , boşboğaz

N

Nabal          

: Vebal

Nacak         

: Küçük balta

Nalet            

: Lanet

Nebri            

: İstenmeyen, kötü adam

Nezük          

: Nazik, yeni

Nuska            

: Muska

O

Obuz             

: En küçük dere

Ocak            

: Evde ateÅŸ yanan yer

Olancası     

: Hepsi (tamamı az olan)

Oluk             

: Bir nevi ağaç veya taş musluk

Orak            

: Ot ve mısır biçme aleti

Orak ayı       

: Temmuz

Oylak          

: Çukur

Oynaş           

: Flört

Ö

Öklemek          

: Hayvanı bir ağaca bağlamak

Öörsek           

: Çiftleşmek isteyen dişi hayvan

Örttek          

: Korkak

Ösefi          

: AteÅŸte yanmakta olan odun

P

Padar            

: Kütüğün ikiye veya üçe bölünmüş kalın hali

Papara             

: Bayat ekmek yemeÄŸi

Pasa              

: Sürekli

Patlangoç          

: Ağaçtan yapılan bir çeşit oyuncak

Peşkir                

: Havlu

Pırtı                    

: Çamaşır

Pöşke                 

: Soba

Pur                     

: Yumuşak kayalık

Pür                      

: Çam veya ladin yaprağı

S

Sacayak                

: Üç ayaklı , ateşe kazan koymaya yarayan alet

Sap   

: Kulp, Mısırın ağacı ve yaprakları

Sapa                    

: Yol üstü olmayan

Sasuk                 

: Tatsız, bozulmuş

Say                     

: Kayalık, uçurum 

Sazak                 

: Sulu yer

Sef                    

: Yanlış

Sıfat                   

: Yüz

Sınama              

: Deneme

Sırf                    

: Sadece

Sırımak             

: Dikmek , dikiÅŸ

Sinme                 

: Saklanma

Sitil                     

: Ağzı açık kova

Sökel                  

: Hastalık

Söye                

: Kapının kasası

Süron               

: Bir yemek

Åž

Şahan               

: Şahin, hızlı

Şamar                  

: El içiyle vurma

Şelek               

: Küçük sepet

Şil                    

: Gözdeki çapak

Şişek              

: Bir yaşındaki koyun

T

Tabak            

: Hayvan hastalığı

Takat               

: Güç

Takır                

: BoÅŸ

Tam                   

: Ahır

Taran               

: Derenin içindeki taşın altı

Tavlu               

: Şişman , bakımlı

Teberük            

: Evliya mezarından alınan toprak

Telesimek        

: Susamak, hararet basması

Temcit             

: Sahur

Tene                 

: Tane

Terek               

: Mutfak rafı

Tevek               

: Asmanın ağacı

Tevekkel          

: Ağırbaşlı

Tıkalak            

: Hafif ÅŸiÅŸman olan

Toklu               

: Altı aylık kuzu

Tosarmak        

: Surat asmak

U

Uattama           

: Tamir etme

Uçkur                

: Namus, kemer yerine kullanılan ip.

Umuk (ımık)    

: Normal sıcak

Unnama              

: Unlu lahana çorbası

Ura                   

: ErkeÄŸe hitap ÅŸekli (ura Ali)

Urgan               

: Hayvan baÄŸlama ipi

Uşak                  

: Büyük çocuk(10-25 yaş)

Ü

Üvez                 

: Sivrisinek

Üüş                    

: Küçük ekmek parçası

V

Vire 

: Sürekli

Y

Yaan                 

: Sırtın yanı

Yal                     

: Hayvan yemeÄŸi

Yalau                   

: Alev

Yalı yulu            

: Standart altı

Yanpiri                

: EÄŸri

Yar                 

: Uçurum

Yay günü      

: Issız yaz günü

Yaykın            

: Kızılağaç

Yazma             

: Baş örtüsü

Yerüklü           

: Hamile kadın

Yonga              

: Agacı keserken çıkan parça

Yosma              

: Güzel (bayan)

Yuka                 

: Sığ

Yüklü               

: Hamile

Z

Zaar                  

: Küçük av köpeği

Zebil                

: Çok fazla

Zeet                  

: AkÅŸama

Zeklenmek       

: Taklit etmek, alay etmek

Zembelek         

: Kapı kolu

Zemher            

: Ocak

Zıbka               

: Ağı ve arkası bol,paçaları dar, kış pantolonu

Zılgıt               

: Kızmak,fırça çekmek

Zibil                

: Çöl çöp

Zollu              

: Güzel

Zumbuk         

: Yumruk

 
       EDITÖRÜN SEÇTIKLERI
» DoÄŸankent’e Yeni Katma DeÄŸer
» Oy Cemo Vay Cemo...
» Bakandan DoÄŸankent'e Okul Sözü
» MYO nun Temelleri atıldı
» Referanduma Evet Orgi'ye Evet mi?

Anasayfa Dil, Åžive