GİRESUN / DOĞANKENT / ŞADIKÖYÜ

»Görüş , Düşünce ve Eleştirilerinizi İletişim bölümünden bizlere ulaştırabilirsiniz...    »Sinan Güvendi'nin "Taşlama" adlı şiiri, Şiir Köşesine eklendi...    »ANKET'İMİZE KATILARAK DOĞANKENT'İN ÖNCELİKLİ SORUNLARINI BELİRLEYEBİLİRSİNİZ.    
Olan Bize Olur PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 30 Haziran 2010 20:38 tarihinde güncellendi Okunma Sayısı: 418
YAZARLAR - Yakup PİR
Çarşamba, 30 Haziran 2010 17:38


Yakup PİR

Bundan beş altı yıl önceydi. Annemle Mersin’de cennet,cehennem denilen göçüğe gittik. Burada dev çukurların yanında eski kalıntılar, canlı olarak ta başta deve olmak üzere yöre köylülerinin beslediği hayvanlar var. Bölgenin sahile yakın, doğallığını koruyabilmiş ender yerlerinden biri.  Burası anneme hiç de ilginç gelmedi. Bana dönerek ’"Oğlum beni şehre götür ben apartmanları seyredeceğim" dedi.

 

Köyden yeni gelenler için görülmeye değer yerleri olsa da orada devamlı yaşayanlar için şehirler sadece gökyüzünü görebildiğin birer hapishanedir.

 

 

Biz köyde doğup şehre sonradan gidenler asla şehirlere alışamadık. Ne zaman damda bir insan görsem onun mutlaka köyden geldiğini, sanki dağlardan etrafı seyreder gibi apartmanın üzerinden etrafı seyrettiğini, ama görmeyi istediği şeyleri asla göremediğini düşünürüm.

 

 

Çocuklarımız ise şehirlerde büyüdüğü için bizim köydeki yaşadıklarımızı anlayamıyor, dağlarımızı, bağ ve bahçelerimizi tanımıyor, daldan fındık koparamıyor, hatta yollarımızda bile yürüyemiyorlar. Bizim onların yaşındayken yaşadıklarımızı hayal bile edemiyorlar. Bu çok doğal bir durum. Çünkü biz köyden şehre yoksul olarak gittik. Her yıl köye gidip gelemedik. Sonuç olarak ta çocuklarımız köye yabancı oldu. Suç bizde değil, çocuklarımız da hiç değil. Suç, tarımı hayvancılığı yok edip bizi şehirlere hapsedenlerde.

 

Ben İstanbul’da okurken, okulda aynı masada yemek yediğim orta kısımdan bir çocuğa adını sordum. Soyadının Pirdal olduğunu öğrenince nereli olduğunu sordum.


Çocuk başını kaldırdı ve "Abi ben Giresun, Tirebolu ilçesi Şadı Köyü’ndenim" dedi. Şok oldum. Ben de Şadılıyım seni niye tanımıyorum, deyince”Dedemler ordan gelmiş Düzce’de oturuyoruz” dedi.


Bu sözler çok anlamlıydı.Çocuk doğup, büyüdüğü toprakları yurt edinememiş, hala gurbeti yaşıyordu. İnsanın gitmese bile köyü olması ne kadar güzel bir şey diye düşündüm.

 

Kimseye köyünüze dönün gibi sözler etmek haddimize değil. Hele yeni nesil gençlere hiç değil,Artık onların iş alanları, haliyle yaşam alanları şehirler..

 

Şehirde doğup büyüyen çocuklarımıza köyü sevdirmek oldukça zor. Ancak ileriki zamanlarda çocuklarımız şehirlerden bıkıp, dinlenecek doğal yerler aradıklarında akıllarına babalarının köyü gelmeli.İşte akıllarına gelmesini istediğimiz köyü şimdiden hazırlamamız gerekir.


Köyümüzün dağlarını gezmeyenler,ömründe bir kez olsun Keltaş’a çıkmayanlar Şadı’nın ne kadar büyük bir yer olduğunu anlayamazlar.Şadı sadece mahallelerden ibaret değildir.

 

Şadı’yı çocuklarımız için cazip hale getirmek için,

 

  • Dağlarımızı geziye açmalıyız.
  • Dağlarımızda yürüyüş parkurları oluşturmalıyız.
  • Bunu için ilk akla gelen Delmece’den başlamak üzere Rusların yaptığı taş döşemeli yolu takip ederek Gölyanı’ndan Hocalı’ya aşmalı, Hocalı’ da bir mesire alanı oluşturulmalı,
  • Keltaş’a konaklamak, dinlenmek ya da ziyaret etmek için bir yada birkaç yayla evi yapılmalı,
  • Keltaş’a çıkan maden yolu asla başka köylere bağlanmamalı,
  • Köy altındaki şelaleye bir dinlenme tesisi için girişimciler aranmalı.
  • Adı mutlaka “Şadı Şelalesi”olmalı,

    Köy tüzel kişiliğine verilen okulumuz onarılıp, köy kültür evi olarak düzenlenmeli.

    Köyümüzün kurucularından olan atalarımızın mezarları onarılıp ziyarete açılmalı, dilek ağaçlarımız korumaya alınmalı..

     

    Bunları yapabilirsek Şadı’yı sonsuza kadar yaşanılabilecek bir yer haline getiririz. Eğer yapamazsak çocuklarımız nerede olur bilemem ama biz kavakların altında sonsuza kadar yalnız kalırız.

     

    Şadı’nın çiçekleri yine açar. Yine dağlarında guguklar öter.

     

    Olan bize olur.

     

     

    Saygı ve sevgilerimle..

     

Yazar Yakup PİR   
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfMükemmel 
 

Yazan: Yakup PİR                     Ekleme Tarihi:  Salı, 16 Mart 2010


Yazarın diğer yazılarını görmek için seçin.

Yorumlar  

 
+2 #2 cevdet pirdal 2010-07-15 12:16
köyle ilgili ilginç gerçekleşmesi halinde mükemmel düşüncelerin var bu konuyu işlemeye devam etmeli ve insanlarda bir birikim oluşturmalı bunun yanında kaynak sorunları konusunda neler yapılabilir araştırmalı .yazın güzel olmuş tebrikler.
Alıntı
 
 
+2 #1 Sinan GÜVENDİ 2010-07-01 18:15
sevgili hocam eline sağlık.
bir kimsenin kentli olabilmesi için üç kuşak geçmesi gerekiyormuş, fakat bir köyden başka bir köye gidenlerde bu süre çok daha uzunmuş.
delmeceden hocalı ya yürüyüş yolu güzel bir proje... hatta köyü de bu yol üzerine taşırsak daha da güzel olur.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

       EDITÖRÜN SEÇTIKLERI
» Doğankent’e Yeni Katma Değer
» Oy Cemo Vay Cemo...
» Bakandan Doğankent'e Okul Sözü
» MYO nun Temelleri atıldı
» Referanduma Evet Orgi'ye Evet mi?

Anasayfa Yazılarım Yakup PİR Olan Bize Olur