| Tarihçe |
|
Hazırlayan: Sinan Güvendi KÖYÜN TARİHİ Çatalağaç Köyü çok eski ve tarihi bir köydür. İlk yerleşim merkezinin güney denilen yer ile özellikle Orta Mahalle’nin orta kesimleri olduğu tahmin edilmektedir. Güney kısmının sel felaketi öncesi düz olması, Tirebolu – Gümüşhane yoluna yakın olması, akarsularının ve meralarının bol olması, yerleşim için sanırız yeterince gerekçe oluşturuyor. Sivas : (yeni il) Divriği bölgesi, (tokat) Niksar Bunların dışında küçük yerleşimler olarak birçok yerde Çepni nüfusu vardır. Detaylı bilgi için Sn. Halaçoğlu hoca’nın aynı eserine bakılabilir.
Öncelikle belirtelim ki Çatalağaç Köyü ağırlıklı olarak bir Çepni köyü, bir Çepni yerleşkesidir. (Bilindiği gibi Çepni 24 oğuz boyundan biri olup, üç ok kolundan Gök Han’ın oğludur) Elbette Anadolu’nun her yerinde görülebileceği gibi diğer Türk boylarından (yada diğer) da aileler olabilir ama bu istisna düzeyindedir. Kuruluşla ilgili elimizde bulunan en önemli kaynak; merhum Hacı Mehmet Güvendi’nin Taşlıca’daki Güvenç Abdal dergahına dayanarak verdiği bilgidir. Buna göre: Şıh Davut, Şıh Pir Ali ve Şıh Piri’nin bu köyü bu günkü orta mahalle merkezli olarak sürekli bir kışlak haline getirdiğidir. Yine aynı kaynağa göre orta mahallenin güneyinde sel felaketi olması sonucu Şıh Davut ve Pir Ali ailelerinin Derindere’yi ormandan açarak yerleşmesidir. Fırışlık (Piri Şıh ) ve sona kıranı yerleşiminin de yine sel felaketi sonrası olduğu muhtemeldir. Çünkü bu mahalleler de yerleşim için uygun arazi yapısına sahip değildir. Sözlü tarih olarak elde ettiğimiz bilgilere göre Şıh Piri Orta Mahalle’den Fırışlık’a giden yoldan ağaçlara ağartma vurarak buradan yukarısının kendisine ait olduğunu söylemiştir. Çepnilerin ilk yerleşim olarak yaylalardan Harşıt Çayı kenarlarındaki bük dediğimiz küçük düzlüklere indiği ve nüfusun çoğalmasıyla birlikte zaman içerisinde daha yukarılardaki yamaçlara, ormandan açmak suretiyle yerleştikleri mantığa en uygun gözükendir. Buna göre önce Harşıt deresi kenarlarına ve güney dediğimiz yere, sonra köse deresine daha sonrada Derindere ve Fırışlık’a yerleşildiği söylenebilir. Çepnilerin bu zor coğrafya ya yerleşmek zorunda kalmasının en önemli nedeninin Moğol akınları olduğu düşünülebilir. Merhum Hacı Mehmet Güvendi ye göre; Şıh Davut ve Pir Ali’nin Kösederesi ve Derindere’ye gitmesinden sonra köy Piri Şıh’ın adına izafeten Şadı adını almıştır. (Derindereliler Şadı derken daha çok Piri Şıh Mahallesi’ni kastederler yani bir anlamda Derindere’ye Şadı denmez, orta mahallenin adı da Ortaköy veya Gaayannı’dır). Bu noktada Piri Şıh’ın Şadılı Aşireti’nden olma ihtimali yüksek görünmektedir. Ama kelime Şad kökünden de türetilmiş olabilir. Bu fikri değerli tarihçi Hüseyin Avni Alpaslan Bey’den de teyit edebiliyoruz. Şadılı adı bir aşiret adıdır. Bazı kaynaklarda Şadilli, Şadulu, Şadlu şeklinde de geçmektedir. Bizim köydeki telaffuz ise Şadu ya da Şadulu şeklindedir. Şadilli aşireti ağırlıklı olarak Erzincan, Tunceli, Kığı, Sivas yörelerinde yaşamakla birlikte, Giresun, Boyabat, Çanakkale yörelerinde de Şadılı adına rastlamaktayız. Bazı kaynaklar Şadılıların kökenini 950 yılında Arran’da beylik kuran Şeddatoğullarına dayandırmaktadır. Bazı kaynaklar ise, Şadılıların ayrı bir aşiret olduğunu ve Şeddatoğullarıyla bir ilgisinin bulunmadığını söylemektedir. Aslında Şad ya da Şadi bir özel isim olmadığından birden çok Şadılı, Şadili veya Şadulu’da mantığa ters değildir. ‘’………….Aşiretin adı hakkında ilk akla gelen olasılık Şad (Dicle) ırmağı dır. Ancak şadi adından da türemiş olabilir.’’ Hamza Aksüt… ALEVİLER sayfa 213……’’ Burada bizim yaylalara göçün Bismil yöresinden geldiğini düşünürsek, Sn. Aksüt’ün tespiti son derece mantığa uygun gözükmektedir. Derindere’ye yurt tutmaya giden Şıh Davut’un ve Pir Ali’nin aileleri olduğuna göre anlıyoruz ki Şıh Piri daha çok Fırışlık dediğimiz tarafı ve ya Ortaköy’den Fırışlık’a giden yolun üstünü tercih etmiştir. Ortaköy’den Fırışlık’a giden yolu düşünürsek, belki de Ören dediğimiz yerde buna dahil. Derindere’yi yurt tutan Şıh Davut ve Pir Ali aileleridir.Pir Ali bugünkü mahalle olan bölgeyi, (mezarı kurban tepesindedir) Şıh Davut ise bu günkü çayır ile hocalı arasındaki bölgeyi (mezarı halen ordadır) ormandan açarak yurt edinmişlerdir. Fakat yinede orta mahalle ve sona kıranı tarafında selden etkilenmeyen arazilerini bırakmamışlardır. Köse deresinin adı da Köse Obası’ndan gelse gerek ama bu noktada sözlü tarihten edindiğimiz, Şıh Davut un torunu yeşilbaş’ın (belli ki yeşilbaş sosyal bir ad yani lakap, asıl adını bilemiyoruz) köse deresinde bakırı eriterek mangır para bastığını (kestiğini), bu nedenle daha sonra köyü terk etmek zorunda kalarak torunu kara İbrahim i çalıklı ailesine bırakmasını ve bu ailenin tekrar kara İbrahim den çoğaldığını unutmamak gerek. Çepni’lerin yaylalardan Harşıt vadisine inerek kışlak tuttukları ilk yerleşim birimlerinden biridir Çatalağaç Köyü. Değerli tarihçi Prof. Faruk Sümer’e göre Çepni’lerin kışlakları Doğankent ile Kürtün arasıdır. Çepniler, buradan sahil istikametine doğru gerek doğu yönde gerekse batı yönünde tedrici olarak dağılmışlardır. Doğankent-Kürtün arasını gerek coğrafi olarak gerekse ekonomik olarak incelediğimizde ise yerleşime en uygun köylerin Çatalağaç, Törnük ve Taşlıca köyleri olduğunu görüyoruz. Bunun anlamı ise şudur: Çatalağaç Köyü’nün en az 800 yıllık bir Türkmen tarihi olmalıdır. Çünkü Taşlıca’nın tarihi en az Güvenç Abdal’ın yaşadığı dönem olan 1240 yıllarına uzanmaktadır. (Yani daha Osmanlı kurulmadan önce Çepniler bu dağlarda idi.) Taşlıca ile Çatalağaç komşu olduğu gibi eski yaylakları da iç içedir, hatta Aralıcak yaylası ortaktır. Dahası Güvendi yaylası civarında halen obası bulunan uzak (örneğin: Görele yöresi) köyleri de göz ardı etmemek gerekir keza burada yaylaları olduğuna göre belli ki geçmişten gelen akrabalık bağları var. Burada asıl altı çizilmesi gereken konu ise şudur: Çatalağaç Köyü’nün tarihi Kavraz, Güvendi, Pinti, Abadan, Mansur, Asarkaya, Kazıkbeli vb yaylalarla ve Doymuş, Kaynaş, Törnük ve Taşlıca (Şıhlı) köyleri ile birlikte ele alınmalıdır. Umarız gelecekte bu tarih daha profesyonelce incelenir. ‘’……….. Güvenç obasının yurtlarından biri, Diyarbakır ın şarki Amid (Bismil) nahiyesindeki Güvençoğlu köyüydü. Bektaş Obası bu yörede iki yerde yurt tutmuştu. Güvençoğlu Köyü Bismil’in Seyit Hasan adlı Alevi-Türkmen köyüne komşuydu. Burada Çepni adında bir köy de vardı. Güvenç obasının bir başka kışlak yurdu Urfa’nın Akçakale yöresindeydi. Obanın yayla yurdu ise, yama dağlarının kuzey kesiminde ki Güvenç mezrasıydı. Mezra Divriği’ ye bağlı köylerden Avşarcık ve yellice köylerinin yakınındaydı. Obadan kopan bir grup Malatya’nın Hekimhan ilçesindeki Güvenç köyünü kurmuştur. Güvenç köyü halkı yedi yüzyıl önceki yayla ve kışla yurtlarını unutmamıştır. Görüldüğü gibi Güvenç obası, Bekdeş obasıyla birlikte Şarki Amid’te bulunmuştur. Bu iki oba Yeni-il yaylasında da birliktedir. Dolayısıyla Güvenç obasının Abdalı ile Bekdeş Obası’nın hacısı yakın ilişki içindedir. Bu veriler Hacı Bektaş ile Güvenç Abdal’ın yakın ilişkisinin kanıtlarıdır ve Velayetname’yi doğrulamaktadır. Ne var ki Karadeniz bölgesi dışındaki Çepnilerin mürşit dede ocağı Güvenç Abdal değil, Dede Garkın’dır. Bu durum Dede Garkın ile Güvenç Abdal arasında bir ilişki olasılığını akla getirmektedir. Güvenç Abdal şeceresinde Dede Garkın’ın yer alması ve şecerede Dede Garkın’ın asıl adı olan Numan adında üç kişinin adının geçmesi bu olasılığı güçlendirmektedir. Dede Garkın a bağlı topluluklarda öteden beri Bismil yöresinde yani Güvenç Obasıyla aynı coğrafyadaydı…’’ (Hamza Aksüt, ALEVİLER sayfa 49-50) Şimdi burada dönüp bize baktığımızda Sn. Aksüt’ün tesbitleri hiçte yabancı gelmemektedir. Şu an Bismil de bulunan köy adlarından, Bakacak, Ağdaş, Kamberli, Köseli, Karabörk, Şükürlü gibi isimlerin bizim köyde de olması ve önceki dönemde Çepni ve Güvençoğlu adlarının bulunması, Giresun da Bektaş adında yayla ve soyadı olması, Bekdeşgil adında aile olması, ayrıca bizim yöremizde yama dağları yöresi sanatçıları nın çokça dinlenmesi Sn. Aksüt ü birçok ortak değer anlamında doğrulamaktadır. Yine yer adlarını dikkatlice incelersek, bizim yayladaki yer adlarından Meşhed, Bonyurt, Mansur, Çeğel, Abadan, Bakacak vs gibi isimlerin Horasan (İran) ile ilgili olduğunu görürüz. Pinti yaylasındaki Şıh Cüneyt’in mezarı, Derindere’deki Şahlıgilyanı, Safevilerle ilgili olsa gerek. Bizim yörenin Safevilerle yakın ilişkisi kuşku götürmez bir gerçektir. Buna merhum Hacı Mehmet Güvendi de köy tarihi yazısında işaret etmiştir. Ancak yer adları, köy adları veya aile isimleri gibi ortak değerlere baktığımızda Erdebil yöresi ile fazla bir benzerlik bulamıyoruz. Fakat gerek yeni il gerekse horasan ile ilgili benzerlikler oldukça fazladır. Bu konuda yine sözlü tarihle elde ettiğimiz bilgiye göre; sel felaketi sonrası Pir Ali konak kıranından Derindere’ye bakar ve çobanları Keçebaş ve Dırmaçbaş’ı keşif amacıyla buraya gönderir. Bu kişiler keşif sonucu burayı kendilerine yurt tutmaya karar verirler ve dönüşte Pir Ali ye buradan bir şey olmayacağını, buranın taşlık ve yılanlarla dolu olduğunu söylerler. Bir zaman sonra Pir Ali den ayrılarak gizlice Derindere ye gelip ormanda açma yapmaya başlarlar. Pir Ali bunu kısa sürede öğrenir ve Derindere’ye giderek çobanları buradan uzaklaştırır ve yukarıda da değindiğimiz iki aile Derindere’de yerleşimi başlatırlar. Nüfusun artması ile birlikte zamanla Yağlıarmut’tan Kıranyatağa, Harşıt çayından kısmen Keltaş’a kadar yerleşim yeri haline gelmiştir. Buradaki yerleşimi Anadolu’nun diğer yerleri gibi düşünmemek gerekir. Köy bir uçtan diğer uca dağınık bir yerleşime sahiptir. Bunun bir nedeninin arazi yapısı olması yanında diğer bir önemli nedeni de evlerin çevresinin geniş olmasını gerektiren küçükbaş hayvancılıktır. Ne var ki Osmanlının son dönemindeki yoğun savaşlar özellikle 93 harbi ve I. Dünya Savaşı ile Rus işgali yılları nüfusun hızla azalmasına ve büyük yoksulluğa sebep olmuştur. Daha önce aralıklarla devam eden göç olayı, bu dönemde başta batı Karadeniz’e ve birçok yerlere hızlanarak devam etmiştir. Devamında nüfus yok denecek kadar azalmıştır. Öyle ki I. Dünya Savaşı öncesi 1500 olan köy, nüfusu savaştan sonra yalnızca 100 kişiye düşmüştür. Köyün öteden beri çok bilgin olması ve çevreye itibar salmış olması, yani popüler bir köy olması ise köyün 3 Şıh tarafından kurulmuş olmasından olsa gerek. Çevre köyler olan doymuş, kanyaş v.b köylerinde de Çatalağaç köyündeki ailelerin akrabaları olması, bu köylerinde aynı soydan olduğunu ya da eskiden tek bir köy olabileceğini göstermektedir. Bu durumu Sn. Hacı Mehmet Güvendi den de teyit edebiliyoruz. Bu gün köyde Şıh Davut un torunları Güvendi soyadıyla, Şıh Pir Ali nin torunları ise Pir soyadıyla yaşamlarını sürdürmektedirler. Piri Şıh’ın torunlarını tahmin etmekle birlikte tam olarak tespit edemiyoruz. |
|
HARŞIT'IN ÖNEMİ - 2 |
| Editör | |
|
Bizim STK lar |
| Abdullah Öner MERAL | |
|
Önemsenme Üzerine |
| Mustafa GÜVENDİ | |
|
KÖY MÜ? MEMLEKET Mİ? |
| Sinan GÜVENDİ | |
|
Görülmesi Gerekenler |
| Yakup PİR | |
|
Yürümek |
| Ender ELKAYA | |
|
Yozlaş(tırıl)an Değerlerimiz... |
| Adil GÜVENDİ | |
|
Kültürümüz, Tarihimiz ve Biz… |
| Ali PİRDAL | |
|
Karadeniz Kadınları |
| Emine GÜVENDİ TEKİN | |
| EDITÖRÜN SEÇTIKLERI |
| » 70 Milyonun 1 Milyonu Giresunlu |
| » DoÄŸankent’e Yeni Katma DeÄŸer |
| » Oy Cemo Vay Cemo... |
| » MYO nun Temelleri atıldı |
| » Referanduma Evet Orgi'ye Evet mi? |






![]() | Bu gün | 39 |
![]() | Dün | 127 |
![]() | Bu hafta | 443 |
![]() | Bu Ay | 1166 |
![]() | Hepsi | 24907 |