GİRESUN / DOĞANKENT / ŞADIKÖYÜ

»Görüş , Düşünce ve EleÅŸtirilerinizi İletiÅŸim bölümünden bizlere ulaÅŸtırabilirsiniz...    »Sinan Güvendi'nin "TaÅŸlama" adlı ÅŸiiri, Şiir Köşesine eklendi...    »ANKET'İMİZE KATILARAK DOÄžANKENT'İN ÖNCELİKLİ SORUNLARINI BELİRLEYEBİLİRSİNİZ.    
Tanıtım
Okunma Sayısı: 1314

Hazırlayan: Sinan GÜVENDİ

Köyün adının Çepni’lerden önce (hatta ilk kurulduğundaki adının) ne olduğunu bilemiyoruz. Bilinen adı Şadı'dır. Resmi kaynaklarda Şadi olarak geçmekle birlikte yöredeki telaffuz şekli ‘’Şadu’’dur ve bu köyden olanlara Şadulu denir. Şadı adı Şıh Davut ve Pir Ali ailelerinin derindere ye gitmesiyle birlikte Piri Şıh'ın adına izafeten konulmuştur. 1962 de ise Çatalağaç olarak değiştirilmiştir  ve halen aynı adla devam etmektedir. Hemen belirtelim ki şadı olarak adlandırılan yer (bugün bile) Sona Kıranı ve Fırışlık (Pir’i Şıh) tır. Derindere ve Ortaköy bir anlamda Şadı adının dışında kalmaktadır. 15 ve 16 yüzyıllardaki Kürtün'e bağlı köylerde Şadı adına rastlayamadık. Dahası Harşıt ile Kürtün arasındaki Doymuş, Kanyaş, Törnük ve Taşlıca  köylerine de rastlayamadık. Oysa kürtün ün güneyindeki ve Harşıt'ın kuzeyindeki tüm köyler var. Hiç tereddüt yok ki; bu tarihlerde şadı da yerleşim vardı.

Harşıt'ın adı Kürtün-i Zir yani aşağı Kürtün, Çayra (eski adıyla) nın adı da Kürtün-i Bala'dır yani yukarı Kürtün. Buna göre Kürtün denilen yer bu günkü Doğankent ile Kürtün arası oluyor. Yine bu duruma göre: Doymuş, Kanyaş, Şadı, Törnük, Taşlıca köyleri de Kürtün'ün mahalleleri olsa gerek. Çünkü tahrir defterlerinde olmayan köyler, aşağı Kürtün ile  yukarı Kürtün arasında kalan köyler oluyor, bu önemlidir.
Ya da bu köyler, tahrir defterlerinde bu gün neresi olduğunu bilemediğimiz köyler oluyor.

Köylülerin isim değişikliğine karşı çıktığını biliyoruz. Bu noktada merhum Hacı Mehmet Güvendi ‘’Eğer değişecekse yeni isim Şenyurt veya Şanlıyurt olmalıydı’’ diyor. Belki de bir bildiği var ama biz neye dayanarak bunu söylediğini anlayamadık. Bilindiği gibi Hacı Mehmet Güvendi Taşlıca'da dergahta bulunan çok sayıda eski el yazması belgeleri (beklide hepsini) okumuştur.

Tahrir defterlerinde bulunan fakat Kürtün'de kaydı olmayan Çepni boyuna mensup ‘’Kayırhanlu Cemaati’’nin  bizim Gaayannı ile ve ‘’Ortaköy Cemaati’’nin bizim Ortaköy mahallesi ile bir bağı var mıdır? Bilemiyoruz.       

Köy 4 mahalleden oluşmaktadır. Bunlar;

1. Cami mahallesi

2. Çalıklı mahallesi

3. Orta mahalle

4. Derindere mahallesi'dir.

Eski isimleriyle ise: Yağlı Armut, Piri Şıh, Sona (suna?) Kıranı, Ortaköy (Gaayannı), Kabaklı Kıranı, Derindere, Kıranyatak (Gödenli) dir.

Çatalağaç köyünün halen 4 adet yaylası ve 4adet obası vardır. Bunlar  Keltaş, Tepealan, Çatakçayır ve Mansur yaylalarıdır. Keltaş'ta  son bir kaç yıldır  yerleşim bulunmamaktadır fakat büyükşehirlerde yaşayan Çatalağaçlılar için yazlık amaçlı kullanılabilecek en uygun yayla Keltaş Yaylası'dır. Tepealan da 2, Mansur ve Çatakçayırda birer oba mevcuttur (yayladaki yerleşim yerlerine oba denir). Geçmiş yıllarda çok sayıda yaylası bulunan köy, nüfusun azalmasıyla birlikte bu yaylalarını maalesef koruyamamıştır. Örneğin Aralıcak yaylası yakın zaman kadar Şıhlı Köyü'yle birlikte ortak kullanılmaktaydı. Bir başka örnek Dikenli Oba'dır. Bonyurt Obası Kanyaş Köyü'ne Şadı'dan geçmiştir. 

Coğrafi olarak, Giresun Gümüşhane sınırında bulunan Çatalağaç'ın doğusunda Taşlıca (şıhlı),  batısında Doymuş, kuzeyinde Kanyaş ve Kuzan güneyinde ise Törnük köyleri vardır. Köy meyilli bir arazi yapısına  sahip olup, ören  ve düz çayır mevkii  dışında düz yer yok denecek kadar azdır. Genel olarak batı meyillidir. Önceleri otlak olarak kullanılan birçok arazi şu anda orman haline gelmiştir. Ekim alanlarının ise hemem hemen tamamında fındık tarımı yapılmaktadır. Fındık bahçelerinden sonra az sayıda otlakla birlikte çoğunlukla kızılağaç, meşe, gürgen  ve yabani fındık ağaçlarını barındıran ormanlar başlar. Bunların bittiği yerde ise iğne yapraklı ormanlar devam eder. Çatalağaç köyünde tarım alanı dışındaki tüm alanlar ormanlıktır. Köy orman bakımından oldukça zengindir. Burada bir hususu gözden kaçırmamamız gerekir, birinci dünya savaşı öncesinde yerleşim geniş bir alanda  iken savaş sonrası azalan nüfus daha aşağılardaki  yamaçlara  yerleşmiştir. Köyün Harşıt Deresi'ne yakın kısımları çok meyilli olup, biraz yükseklere çıkılınca   düzlüklerle karşılaşılmaktadır. Arazinin çok bayır olmasının en önemli sebebi yüzyıllarca yapılan mısır tarımıdır. Fındık tarımı ile birlikte toprakların aşınıp sürüklenmesi büyük ölçüde durdurulmuş gibidir.  

Ekonomi : Çatalağaç köyünün eğitimli insanının  çok olması, tarım ve mera alanlarının geniş olması, yaylaklarının bol ve kolay ulaşılabilir olması, sosyal geçmişinin zengin olması başlıca özellikleridir. Köyü  kuranlar, yayladan gelerek bu köye yerleşmişlerdir. Yaylalardan ilk önce Harşıt nehri boyunca yer alan bük dediğimiz küçük düzlüklere inilmiş olması ve daha sonra nüfusun çoğalmasıyla birlikte daha yukarı yamaçların ormandan açılarak yerleşilmiş olması mantığa en uygun olanıdır. Köyü seçim nedenleri ise hiç kuşku yok ki köyün zengin gözeleri ve meralarıdır. Çepnilerin ekonomisinin temel dayanağı hayvancılıktır. Bu köyü kuranlarda bu zengin doğa yapısında hayvanlarını beslemişler, her türlü hayvansal ürünü elde etmişler, her türlü sebze ve meyveyi yetiştirmişler, ihtiyaçları olan tahılı yetiştirdikleri gibi  dışarıya da satmışlar,  ihtiyaçları olan kümes hayvanlarını yetiştirmişler, arıcılık yapmışlar , avcılık yapmışlar  ve burada zengin bir yaşam kurmuşlardır. Böylece zenginlikleriyle ve bilgelikleriyle çevrede büyük bir üne sahip olmuşlardır. Öyle ki şu anda böğürtlenlik olan yerlerin bile geçmişte ekili alan olduğunu biliyoruz dahası yaylalara ekin ekildiğini de.

Daha sonra gerek 93 harbi sonrası gerekse 1 dünya savaşı sonrası nüfusun azalması ile birlikte  ekili alanlar da azalmıştır. Sanayileşmeye paralel olarak hayvancılığın tükenmesiyle birlikte, köy kuruluş amacını tamamen kaybetmiştir.  Bu gün ise köyde yalnızca fındık tarımı yapılmaktadır ve geçim için yeterli değildir.  Ailelerin birinci amaçları çocuklarını okutup devlet memuru yapmak veya İstanbul  Bursa gibi metropollere işçi olarak çalışmaya göndermektir. Köyde son yıllarda açılan maden işletmesi de önemli bir ekonomik girdidir.

Çeşmelere köyde ve yaylalarda öteden beri çok önem verilmektedir. Çeşme yapmak kutsal sayılıp , hayır işlemek isteyen insanlar çoğunlukla çeşme inşa etmişler veya yol kenarına su getirip oluk yapmışlardır. Birde her çeşmenin önünde  kürün denilen bazen ağaçtan bazen de taştan oyulan  bir yalak bulunmaktaydı. Bu  kürün hayvanların su içmesi amaçlıydı. Gerek hayvancılığın azalması  gerekse evlere su gelmesinden dolayı artık günümüzde çeşmelere bu önem verilmemektedir. Yinede köyde su kaynakları boldur.

Muhtelif zamanlarda 5 değirmene kadar  sahip olan köyde 1970 yıllara  kadar  değirmenlerin çok önemli bir ekonomik işlevi olmuştur. Bu dönemde değirmenler köyün ortak malı olarak işlevini sürdürmüşlerdir. Mısır tarımının azalmasıyla birlikte bu sayı giderek azalmış olup şu an 2 tane kalmıştır ve halen geriye kalanlar da düzenli olarak çalışmamaktadırlar. Bunların da bakımı oldukça zorlaşmış olup gelecekteki akıbetleri bilinmemektedir.

Dini  inanç olarak  köy kurulduğundan bu yana Müslüman'dır. Her ne kadar orta mahallede kilise yanı diye bir yer adı bulunsa da, Hıristiyanlığa ait herhangi bir bilgi, emare ve ritüel yoktur. Köy kuruluşundan 1830'lara kadar Alevi İslam inancına sahiptir. 1830'lardan 1900'lere kadar geçiş dönemi olup, bu tarihten sonra Sünni (Hanefi) İslam anlayışına sahiptir. İnança dayalı yaşam biçiminde ise, Horasan ve Anadolu Türkmen kültürünün bire bir aynısı köyde halen yaşanmaktadır. Buna birtakım Şaman izlerini ve İran etkisini de dahil edebilirsiniz.   

Köyün 3 adet camisi vardır. Bunlar: Cami Mahallesi, Derindere ve Orta Mahalle'dedirler. Bunlardan en eskisi  Cami Mahallesi'ndekidir. Yapım tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte muhtemelen 19 yy'ın ortalarıdır. İkinci yapılan Derindere camisidir. Yapım tarihi yaklaşık olarak 1900 yıllarıdır  ancak daha sonra iki kez yer değiştirmiştir. Orta mahalledeki cami ise 2000 li yıllarda yapılmıştır.

Mezarlık olarak halen 3 adet alan bulunmaktadır. Bunlar Derindere (Mürtezegil yanı), Kabaklı Kıranı (kara ali kıranı) ve şadı güneyindedir.

Köyde iklim genel olarak karadeniz ılıman iklimi olup yılın büyük bölümü yağışlıdır. Kuraklık çok az görülür ama kuraklık olduğunda da ılıman iklime uyumlu olan  tarıma büyük zarar verir.

Köyün akarsuları: 

  • Derin dere
  • Godan (göden) deresi
  • Köse deresi
  • DeÄŸirmen deresi
  • Avut (Davut) deresi

 Müzik olarak halk müziği ile Karadeniz müziğinin sentezi rağbet görür. Bağlama hep rağbet görmüştür: Davul zurna yakın zamanda yerini tamamen kemençeye bırakmıştır. Kemençe ağırlıklı olarak düğün ve eğlence amaçlı çalınır fakat az da olsa uzun havaları da kapsar ve ritm olarak bire bir Görele ekolüdür. Halk müziğinde ise en fazla Kelkit vadisi, Divriği ve Malatya yöreleri nin müzikleri rağbet görür.

 

ANKET

Sizce Doğankent’in ekonomik önceliği nedir?
 
       EDITÖRÜN SEÇTIKLERI
» DoÄŸankent’e Yeni Katma DeÄŸer
» Oy Cemo Vay Cemo...
» Bakandan DoÄŸankent'e Okul Sözü
» MYO nun Temelleri atıldı
» Referanduma Evet Orgi'ye Evet mi?

Üyeliğiniz

Toplam Ziyaretçi Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBu gün121
mod_vvisit_counterDün150
mod_vvisit_counterBu hafta1133
mod_vvisit_counterBu Ay704
mod_vvisit_counterHepsi24444

Online Ziyaretçi

Åžu anda 3 ziyaretçi Ã§evrimiçi

KÖY GALERİMİZ

ANI - HİKAYE - ÖYKÜ

Tuğrul Güvendi

Anasayfa Tanıtım