| Kültür |
|
Hazırlayan: Sinan Güvendi ÇatalaÄŸaç Köyü’nde hakim olan genel kültür ÇEPNİ Türkmen kültürüdür. ÇatalaÄŸaç köyüne ait tüm kültürel unsurları kuÅŸkusuz burada yansıtamadık. Ancak gelen eleÅŸtiri ve katkılarla birlikte ileriki zamanlarda konuyu geniÅŸletmeye çalışacağız .  ÇATALAÄžAÇ'TA OYNANAN ÇOCUK OYUNLARI  ÇATALAÄžAÇ'TA YEMEKLER  YABANİ MEYVELER  YABAN SEBZELERİ  ÇATALAÄžAÇTA EÄžLENCE Kemençeyle Yapılan Düğünler: Kemençeli tüm kına düğünleri ve normal düğünler adeta eÄŸlencenin en yoÄŸun yaÅŸandığı zamanlardır. Kemençeli EÄŸlence : Bunun birinci ÅŸekli erkekler arasında az katılımlı ve içkilidir. İçki olarak genellikle rakı içilir, birada içilmektedir. İkinci ÅŸekli ise her yaÅŸtan erkeklerin ve bayanların katıldığı , özellikle yaylada yapılan eÄŸlencelerdir. Burada pek yabancı bulunmaz. Daha önceleri ‘’eÄŸercek eÄŸlenceleri’’ yapılırmış. (EÄŸercek iplik eÄŸirilen alettir.) Burada kadınlar iplik vs gibi el iÅŸlerini yaparlar, erkekler ise çalıp oynarlarmış. Ot Göçü: Ot göçü mısırların üçüncü otu kazıldıktan sonra toplu halde, yeni giysiler giyilerek, yaya olarak ve müzik eÅŸliÄŸinde oynayarak PerÅŸembe günü yaylaya gitmektir. Devamında ise (Cuma günü) ÅŸenlik güvendi (güvende) yaylasında devam eder. Güvendi, Kazıkbeli, AÄŸaçbaşı, Kadırga, Çatakçayır Åženlikleri: Burada obalar hangi pazara yakın ise ÅŸenlik günü oraya gider. Çakışmayan günlerde iki pazara da gidilebilir. Zıpçık Yapma (Baharda): Zıpçık kızılaÄŸaçtan yapılan, sipsiye benzeyen fakat notaları olmayan bir çocuk (oyuncak) çalgıdır. Flüt Yapma ve Çalma (Düdüklük AÄŸacından): Düdüklük aÄŸacından yapılır, üzerinde nota delikleri vardır, kısmen modern bir müzik aletidir. Patlangoç: Düdüklük aÄŸacından yapılır, hava basıncı ile ucuna konulan yumuÅŸak maddeleri atarak ses çıkaran bir çocuk eÄŸlence aletidir. Yüzme: Köydeki derelerde bulunan büyük göller yüzme için oldukça uygundur. Yayladaki dereler daha küçük olduÄŸundan bunların önüne set yaparak suni göl elde edilir. Av: Yazın balık avı kışın ise karatavuk ve alakarga avları oldukça eÄŸlencelidir, aynı zamanda ekonomik kazancıda vardır. Daha profesyonel olanı da Ayı ve Domuz avıdır.  YER ADLARI Burada kuÅŸkusuz tüm yer adlarını yazmamız olası deÄŸil. Ancak biz genel bir bilgi vermesi açısından ilginç bulduklarımızı derlemeye çalıştık. Yaylada ve Çevresinde Yer Adları Abadan Bakacak Cirit meydanı DiÅŸmeli sakar EÄŸribel Geyik çökeÄŸi Halil beÄŸ Kabak tepe Maduklu Ocak yanı Pinti Tek doruk Yarlar  Köyde ve Çevresinde Yer Adları Çanakçı kertili DaÄŸkol Evliya yanı Fırışlık (Piri Şıh) Galigen düzü Halibe (Halil Bey) İmzalı Kabadüz Meyvelik Melikgilyanı Sağırgil yanı Taflan çukuru Uzunçayır Yer adlarından çıkarabileceÄŸimiz en önemli sonuçları; önceden köyde yaÅŸayıp da ÅŸu anda bulunmayan birçok aile adı, İran Horasanı’yla birebir iliÅŸki, köyün Türkmenler tarafından yerleÅŸime açıldığı, köyü kuran derviÅŸlerin bolca meyve diktiÄŸi (köyün ortak malı) ÅŸeklinde özetleyebiliriz. Elbette bununla sınırlı deÄŸil. Her bir yer adı baÅŸlı başına bir konudur ancak biz gerisini okuyucuya bırakıyoruz.  ÇATALAÄžAÇ'TA GİYİM Åžadılılar tarih boyunca kendi yakınında kurulan Karakoyunlular, DaniÅŸmentliler vs gibi devletlerle yakın etkileÅŸimlerde bulunmasına raÄŸmen Osmanlılarla (Fatih dönemi hariç) fazla bir etkileÅŸim görünmüyor. Sahil kasabalarında deniz yoluyla geliÅŸen ticaretin dışında genel olarak ÅŸadı da insanlar kendi ihtiyaçlarını kendi üretimleriyle temin etmiÅŸlerdir ve bu durum cumhuriyetin ilk yıllarına kadar devam etmiÅŸtir. Åžadı’da giyimin ana hammaddeleri, çöpür (keçi kılı), yün, deri ve kendire dayanmaktadır. Giysilerin büyük bölümü bunların iÅŸlenmesiyle elde edilmiÅŸ, geri kalan ise dışarıdan satın alınmıştır. Kadınlar ve erkekler bilinen zamanda ayaklarına hep çarık giymiÅŸlerdir. Çarık özellikle dananın sırt (üst) derisinden olup aileler kendi çarıklarını kendileri dikmiÅŸlerdir. Çarık cumhuriyet döneminde lastik ayakkabı çıkana kadar devam etmiÅŸtir. Köye ilk çapulanın (deri ayakkabı) 1830 lar da geldiÄŸini biliyoruz ama köyde ayakkabı giyebilen 3-5 kiÅŸiyi geçememiÅŸtir. Birde kış aylarında daÄŸlarda gezerken ayaÄŸa hedik giyilirdi. Hedik, aÄŸacın 40 – 50 cm çapında daire ÅŸeklinde bükülüp, ortasının kalın deri iplerle ızgara ÅŸeklinde örülmesiyle yapılır. Tam ortasından ayaÄŸa baÄŸlanır ve bunu giyen kiÅŸi karda batmadan yürür. Kadınlar baÅŸlarına çember, yazma, yaÅŸmak v.s denilen farklı desenlerde başörtüleri sararlar. Başörtülerinde ağırlıklı olarak beyaz rengin hakim olmasıyla birlikte çeÅŸitli renklerde yaÅŸmaklarda vardır fakat siyah renk yoktur. Genellikle yazmaların kenarları iÅŸlemelidir. Başörtüsü kış aylarında çenenin altından baÄŸlanarak, uçları tekrar kafanın tepesinde birleÅŸtirilip baÄŸlanır. Yazın ise kulakların üstünden arkaya geçirilip, tekrar alın kısmına getirilerek alına düğümlenir ve buna kuÅŸkuyruk denilir. Beden kısmına oldum olası fistan giyilir. Fistan diz altına kadar (bazen ayak bileklerine) iner, bel kısmı boÄŸumlu veya kuÅŸaklı, yakası iki ya da üç düğmelidir ve günümüzdeki elbise veya entariye benzer ki, fistanın bir diÄŸer adı da enteri (entari) dir. Fistanın üzerine iÅŸlik giyilir. İşlik bugünkü mevsimlik hırkanın karşılığıdır ama iÅŸliÄŸin üzeri çok nakışlı ve iÅŸlemeli olup, adeta giysilerin vitrinidir. Yaz aylarında iÅŸliÄŸin üzerine baÅŸka bir ÅŸey giyilmez ancak kış aylarında bu günkü pardösü veya kabanın karşılığı olarak aba, hırka ya da ÅŸal dokumadan Çekmen denen bir kışlık giyilir. Kadınlar fistanın düğme kısmına ya da göğüslerinin üzerine yaklaşık 30cm X 30cm ebatlarında gutni yallik denilen bir giysi giyerlerdi. Bu giysinin kumaşı özel olup ağırlıkla sarı, turuncu ve bordo çizgiliydi. Dört ucundaki iplerden ikisi boyuna ikisi de bele baÄŸlanırdı. Beden in alt kısmında ise fistanın altında dizlik (tuman) denen bel ile dizkapaklarının arası bir giysi bulunur. Fistanın üstüne ise peÅŸtamal sarılır ve belde ise çeÅŸitli ÅŸekillerde kuÅŸak vardır. Diz kapakları ile ayak arasına kış aylarında dize kadar, yaz aylarında ise topukların üzerinde kısa çorap giyilir. Çoraplar genellikle kışın keçeleÅŸmiÅŸ çöpür (keçi kılı) çorap yazın ise yün çorap ÅŸeklindedir. Fistan daha sonraları iki parçaya ayrılmış, üst kısmına gömlek (göynek) alt kısmına da eteklik denmiÅŸtir. Erkekler de giyilen çorap ve aba ya da Çekmen (ÅŸal ceket) kadınlarınkiyle aynıdır. Bunun dışında erkekler üst kısımda bele kadar gömlek giyerler, bu gömlek kışın dokuma yün yazın ise kendir ipinden dokumadır. GömleÄŸin üzerinde ise yelek benzeri bir giysi vardır. Özellikle yaz aylarında gömleÄŸin üzerine (mont, ceket, hırka yerine) giyilen yelek kış aylarında da çekmenin altına giyilirdi. Alt kısımda ise çeÅŸitli ÅŸekillerde pantolon bulunur. Pantolonun paçaları dar, aÄŸ kısmı geniÅŸtir. Kış pantolonu ağırlıklı olarak zıpkadır. Zıpka keçi kılından yapılıp, keçeleÅŸtiÄŸinden soÄŸuÄŸa karşı mukavemetlidir. Kış aylarında giyilen zıpkanın altına ince bir pijama giyilir. Erkekler baÅŸlarını iki ÅŸekilde örterler. Birinci ÅŸekil kalpak benzeri keçi kılından yapılan siyah baÅŸlıktır. İkincisi ise abani denilen ve bazen kafaya sarık ÅŸeklinde sarılan, bazen de boyuna dolanan puÅŸi benzeri bir giysidir. Åžapka devriminden sonra istisnasız herkes ÅŸapka giymiÅŸtir. Aksesuar olarak, kadınlar yola giderken omuzlarına yünden dokuma kol çantaları takarlar. Erkeklerin ise bellerinde kın içinde bıçak vardır. Bıçak taşıma alışkanlığı 1975 lere kadar sürmüştür. Åžadı da giyimin temel dayanağı coÄŸrafi yapı ve iklimdir. Yukarıdaki kıyafetler cumhuriyet döneminde kademeli olarak deÄŸiÅŸmiÅŸ, kısmen 1980 lere kadar devam etmiÅŸtir. Â
TARİHİ VE TURİSTİK YERLER Çatalağaç köyü gerek tarihi gerekse turistik olarak zengin bir köy olmasına rağmen, bir yandan yakın geçmişteki yoksulluk ve diğer yandan insanların geçmişleriyle barışık olamamaları sonucu bu zenginliklerini değerlendirememiştir. Diğer yandan mimarinin ahşap’ a dayalı olması da tarihi yapıların ya eskime yada yangın sebebiyle günümüze taşınmasını engellemiştir. Bu yapılardan geriye ancak halgum dediğimiz temeller kalmıştır. Fakat bu az sayıdaki kalıntı ile çatalağaç kültürü birleştirildiğinde bile ortaya mükemmel değerler çıkmaktadır. Doğal güzellikler ise tarihe göre daha az hasara uğramıştır. Turistik olarak köyün her bir tarafı ayrı bir güzelliğe sahiptir ve kısmen bakirdir. Çatalağaç köyü girişindeki şelale gerek doğal güzelliği ile gerekse Giresun Gümüşhane yolunun kenarında olması sebebiyle önemli bir potansiyel mesire yeridir. Ancak şimdiye kadar köye bir değer katamamıştır. Derindere kanyonu özellikle harşıt deresine yakın yerlerde oldukça derin ve sarp kayalıklardan oluşmaktadır. Özellikle dağcılar ve tırmanış meraklıları için bakir bir coğrafyadır. Keltaş yaylası potansiyel olarak köyün en önemli mesire yeri ve yazlık yerleşkesidir. Gerek Halil beğ düzü gerek mağaralar gerekse mağaraların üstündeki tepe zengin panoramik manzaraya sahiptir. Harşıt içi, çömlekçi gözü ve kısmen de karabörk gözüne şenlik anlamında hitap edecek kapasiteye sahiptir. Ancak köylüler bu potansiyeli de henüz değerlendirememişlerdir. Hocalı başında Şıh Davut evliyası, Mansur obası başındaki (kurban tepesi) Şıh Pir Ali evliyası, Tepealan’daki Pir-i Veled evliyası yakın zamana kadar ziyaretgah olmalarına rağmen bugün bakımsızlıktan adeta kaderlerine terk edilmişlerdir. Halbuki bu erenlerin muhtemelen 14 yy da yaşadıkları, köyün tarihine damgalarını vurdukları, çok sayıda torunlarının bu köyden göç ettiği ve iletişimin daha da ilerlemesi ile birlikte bir gün buraları ziyarete geleceği, köyün isminin ileride daha çok kişi tarafından telaffuz edileceği ve tüm bunların tarihsel ve turistik bir değer olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Yine ocak dediğimiz değerli insanların mezarları ve mezarlıklarımızda bulunan 19 yy ve öncesi mezar taşları da önemli tarihsel değerlerdir. Bazılarının Cenevizlerden kaldığı söylenen ama tarihi belli olmamakla birlikte dedelerimiz tarafından düzenli olarak onarılıp kullanılan petek kayaları (arı kovanı konular yer) da önemli tarihsel yapılardır. Cami mahallesinde yapılan köyün ilk camisi bir kaza sonucu ilk orijinalliğini yitirmiştir. Derindere’de 19 yy ın sonlarında yapılan caminin, önündeki derenin çukurlaşması sonucu yenilenmesine karar verilmiş, sırf taşlarından faydalanmak için eski cami yıkılmıştır. Aradan 40 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen yıkılan caminin yeri halen göçmemiş ama bu tarihsel değer kaybedilmiştir. Orta mahallede bulunan dergah yakıldığından dolayı, yüzyıllardır süregelen bir çok değer maalesef kaybedilmiştir. Köyün ormanlarında bulunan çok sayıda yaşlı ağacın ve farklı bitki türlerinin araştırması şimdiye kadar yapılmamıştır. Araştırma sonucu elde edilebilecek değerler köyün turizm potansiyelini artıracaktır. Şadı deresi gözü ve Derindere gözü mesire yeri anlamında oldukça elverişli coğrafi yapıya sahiptir ancak ulaşım güçlüğü ve nüfus yoğunluğuna uzak olduğundan dolayı, Keltaş yaylası olmadan değerlenme olasılığı yoktur. Giresun Gümüşhane yolunun köyün yanından geçmesi önemli bir avantajdır. Orgi Havaalanı nın yapılması ve Doğankent ile Kürtün ün ortak bir turizm politikası benimsemesi durumunda gerek Çatalağaç köyünün gerekse komşu köylerin turizm den ciddi bir gelir elde etmesi hiç te zor değildir. |
|
HARŞIT'IN ÖNEMİ - 2 |
| Editör | |
|
Bizim STK lar |
| Abdullah Öner MERAL | |
|
Önemsenme Üzerine |
| Mustafa GÜVENDİ | |
|
KÖY MÜ? MEMLEKET Mİ? |
| Sinan GÜVENDİ | |
|
Görülmesi Gerekenler |
| Yakup PİR | |
|
Yürümek |
| Ender ELKAYA | |
|
Yozlaş(tırıl)an Değerlerimiz... |
| Adil GÜVENDİ | |
|
Kültürümüz, Tarihimiz ve Biz… |
| Ali PİRDAL | |
|
Karadeniz Kadınları |
| Emine GÜVENDİ TEKİN | |
| EDITÖRÜN SEÇTIKLERI |
| » 70 Milyonun 1 Milyonu Giresunlu |
| » DoÄŸankent’e Yeni Katma DeÄŸer |
| » Oy Cemo Vay Cemo... |
| » MYO nun Temelleri atıldı |
| » Referanduma Evet Orgi'ye Evet mi? |






![]() | Bu gün | 38 |
![]() | Dün | 127 |
![]() | Bu hafta | 442 |
![]() | Bu Ay | 1165 |
![]() | Hepsi | 24905 |