GİRESUN / DOĞANKENT / ŞADIKÖYÜ

»Türkler Uçuyor,,, Slovenya yı 95 - 68 gibi farklı bir skorla yenen 12 dev adam Yarı Finalde,,, Yarı finaldeki rakip Sırbistan...    »A Milli Futbol takımımız Belçika yı  3-2 yenerek puanını 6 ya çıkardı. Zorlu geçen karşılaÅŸmada özellikle takımımızın defans hataları ve Hiddink in özellikle ilk yarıdaki savunma ağırlıklı takım kurgusu dikkat çekti...    »12 DEV ADAM ÇEYREK FİNALDE... FRANSAYI 95-77 YENEN 12 DEV ADAMIN ÇEYREK FİNALDEKİ RAKİBİ SLOVENYA    »Görüş , Düşünce ve EleÅŸtirilerinizi İletiÅŸim bölümünden bizlere ulaÅŸtırabilirsiniz...    »Sinan Güvendi'nin "TaÅŸlama" adlı ÅŸiiri, Şiir Köşesine eklendi...    »ANKET'İMİZE KATILARAK DOÄžANKENT'İN ÖNCELİKLİ SORUNLARINI BELİRLEYEBİLİRSİNİZ.    
Kültür
Okunma Sayısı: 1293

Hazırlayan: Sinan Güvendi

Çatalağaç Köyü’nde hakim olan genel kültür ÇEPNİ Türkmen kültürüdür. Çatalağaç köyüne ait tüm kültürel unsurları kuşkusuz burada yansıtamadık. Ancak gelen eleştiri ve katkılarla birlikte ileriki zamanlarda konuyu genişletmeye çalışacağız .

 

ÇATALAĞAÇ'TA OYNANAN ÇOCUK OYUNLARI

  • BeÅŸ TaÅŸ (veya On TaÅŸ)
  • Bilmece
  • Çıkrık
  • Çıt Pıt
  • Çizgi Taşı
  • Dokurcun
  • Düz Çelik
  • İp Atlama
  • Kale Oyunu
  • Kıdı
  • Mile (misket)
  • Saklanbaç
  • Tahtıravelli (Tingilibiç)
  • Tombul Çelik
  • YaÄŸ Satarım Bal Satarım

 

ÇATALAĞAÇ'TA YEMEKLER

  • Arpa Çorbası
  • CelecoÅŸ (yoÄŸurt ve ekmekten yapılır)
  • Dible
  • Döşeme
  • Ekmek Paparası
  • Evlek (mantar)
  • Ezeltere
  • Fetir
  • Galdirik
  • Haşıl
  • Helle
  • Helva (Mısır Unundan)
  • HoÅŸuran
  • Kabak Sırımı
  • Kuzu GöbeÄŸi
  • Meyve Kurusu
  • Mısır Çorbası
  • Otluk
  • Pancar Çorbası
  • Pezik
  • Pıtıl
  • Pirinçli Börek
  • Sarma (Karalahana)
  • Sırgan
  • Siron (sürün)
  • Åžerbet
  • Tırmıt
  • TurÅŸu Kavurması
  • YaÄŸlı Çörek
  • Zırıtta (krep)

 

YABANİ MEYVELER

  • Ahlat (yaban armudu)
  • Çalı çileÄŸi
  • Fıstık
  • Ham erik
  • Kestane
  • Taflan (karayemiÅŸ)
  • Töngel
  • Yaban fındığı
  • Yaban kirazı

 

YABAN SEBZELERİ

  • Böğürtlen
  • Çilek
  • Karga soÄŸanı
  • Misir (ham domates)
  • Yer elması
  • Ezeltere
  • Galdirik
  • Evlek (mantar)
  • Kuzu göbeÄŸi (mantar)

 

ÇATALAĞAÇTA EĞLENCE

Kemençeyle Yapılan Düğünler: Kemençeli tüm kına düğünleri ve normal düğünler adeta eğlencenin en yoğun yaşandığı zamanlardır.

Kemençeli Eğlence : Bunun birinci şekli erkekler arasında az katılımlı ve içkilidir. İçki olarak genellikle rakı içilir, birada içilmektedir. İkinci şekli ise her yaştan erkeklerin ve bayanların katıldığı , özellikle yaylada yapılan eğlencelerdir. Burada pek yabancı bulunmaz. Daha önceleri ‘’eğercek eğlenceleri’’ yapılırmış. (Eğercek iplik eğirilen alettir.) Burada kadınlar iplik vs gibi el işlerini yaparlar, erkekler ise çalıp oynarlarmış.

Ot Göçü: Ot göçü mısırların üçüncü otu kazıldıktan sonra toplu halde, yeni giysiler giyilerek, yaya olarak ve müzik eşliğinde oynayarak Perşembe günü yaylaya gitmektir. Devamında ise (Cuma günü) şenlik güvendi (güvende) yaylasında devam eder.

Güvendi, Kazıkbeli, Ağaçbaşı, Kadırga, Çatakçayır Şenlikleri: Burada obalar hangi pazara yakın ise şenlik günü oraya gider. Çakışmayan günlerde iki pazara da gidilebilir.

Zıpçık Yapma (Baharda): Zıpçık kızılağaçtan yapılan, sipsiye benzeyen fakat notaları olmayan bir çocuk (oyuncak) çalgıdır.

Flüt Yapma ve Çalma (Düdüklük Ağacından): Düdüklük ağacından yapılır, üzerinde nota delikleri vardır, kısmen modern bir müzik aletidir.

Patlangoç: Düdüklük ağacından yapılır, hava basıncı ile ucuna konulan yumuşak maddeleri atarak ses çıkaran bir çocuk eğlence aletidir.

Yüzme: Köydeki derelerde bulunan büyük göller yüzme için oldukça uygundur. Yayladaki dereler daha küçük olduğundan bunların önüne set yaparak suni göl elde edilir.

Av: Yazın balık avı kışın ise karatavuk ve alakarga avları oldukça eğlencelidir, aynı zamanda ekonomik kazancıda vardır. Daha profesyonel olanı da Ayı ve Domuz avıdır.

 

YER ADLARI

Burada kuşkusuz tüm yer adlarını yazmamız olası değil. Ancak biz genel bir bilgi vermesi açısından ilginç bulduklarımızı derlemeye çalıştık.

Yaylada ve Çevresinde Yer Adları

Abadan
AÄŸataÅŸ
Alınca
Atkoya
Ayıt

Bakacak
Bolat (Polat)
Bonyurt

Cirit meydanı
Çağmat
Çakra kekre
Çamur alanı
Çatak çayır
Çayır ağzı
Çeğel
Çeğelli oba
Çeğelli oluk
Çıkrık düzü
Çüçü nün evi

DiÅŸmeli sakar
Dokuz dönüm
Doma nın yolu
Döşeme

EÄŸribel
Ekin tarlası

Geyik çökeği
Güvendi

Halil beÄŸ

Kabak tepe
Kara dere
Kavraz
Kelelü (Kel ali)
Kırklar meydanı
Kızılca
Konak kıranı
Kurban tepesi

Maduklu
Mansur
Meşhed alanı

Ocak yanı
Oluk ayağı

Pinti
Pirali harmanı
Piri şıh suyu
Pürlü su

Semah kıranı
Sırganlı tepe
SoÄŸuk oluk

Tek doruk
Tek mezar
Tikenli oba

Yarlar
YemiÅŸen
Yesir in puru
Yıldırım taşı
Yonuz oluÄŸu
Yonuz tepesi (evliyası)

 

Köyde ve Çevresinde Yer Adları

Aççulu yanı(atçılı veya ağaççılı olmalı)
Akçabaş tarlası
Alan
Arım
Arpalık
Ayvazgil yanı

Bolatlı (Polatlı) kayası
Boz kızı gil yanı

Çanakçı kertili
Çardak altı
Çaykara
Çaytakgil yanı
Çeğelli oluk
Çifte göl
Çubuk kıranı

DaÄŸkol
Danacı
Davulcu düzü
Davut deresi
Davut yaması
Dede yalağı
Dedegil yanı
Delmece
DerviÅŸli
DiÅŸmer
Domalı (tomili)
Duluyanı (tuğlu)

Evliya yanı

Fırışlık (Piri Şıh)
Fidelik

Galigen düzü
Gevezlik
Gilür
Givre
Godanlı
Gozloğun kelifi yanı
Göğceliyanı
Göl deresi
Gömek tarlası
Guytu yatak

Halibe (Halil Bey)
Hanyanı
Hasanlı çayırı
Hasanlı evi önü
Hasanlı parçası
Hıdır kıranı
Hocalı

İmzalı

Kabadüz
Kabaklı yanı
Kabayalak
Kale boynu
Kalender
Kendirlik
Kerimli
Kılıklı yanı
Kınataş
Kırkören
Kırpık
Kızlar harmanı
Kilise düzü
Kilise önü
Konak
Konak yanı
Kosalu
Körük obuzu
Köse deresi
Köseliyanı
Kuşdüzü
Kuşevi yanı
Kuzgun deresi

Meyvelik

Melikgilyanı

Nişanlı evi yanı

Oluk deresi
Ömerli gil yanı
Ören

Sağırgil yanı
Sarp gürgen
Sona kıranı
Sonalı
Şahlı gil yanı
Şükür düzü
Şükürlü yanı

Taflan çukuru
Taşbaşı
TaÅŸoluk
Tava düzü
TeknetaÅŸ
Temir hozanı
Tonar
Tonar bacağı
Tonar ağzı
Töngelli
Tullukbaşı

Uzunçayır
Üçgüllü

Yağlı armut
YemiÅŸlik
Yesirgilyanı

Yer adlarından çıkarabileceğimiz en önemli sonuçları; önceden köyde yaşayıp da şu anda bulunmayan birçok aile adı, İran Horasanı’yla birebir ilişki, köyün Türkmenler tarafından yerleşime açıldığı, köyü kuran dervişlerin bolca meyve diktiği (köyün ortak malı) şeklinde özetleyebiliriz. Elbette bununla sınırlı değil. Her bir yer adı başlı başına bir konudur ancak biz gerisini okuyucuya bırakıyoruz.

 

ÇATALAĞAÇ'TA GİYİM

Şadılılar tarih boyunca kendi yakınında kurulan Karakoyunlular, Danişmentliler vs gibi devletlerle yakın etkileşimlerde bulunmasına rağmen Osmanlılarla (Fatih dönemi hariç) fazla bir etkileşim görünmüyor. Sahil kasabalarında deniz yoluyla gelişen ticaretin dışında genel olarak şadı da insanlar kendi ihtiyaçlarını kendi üretimleriyle temin etmişlerdir ve bu durum cumhuriyetin ilk yıllarına kadar devam etmiştir.

Şadı’da giyimin ana hammaddeleri, çöpür (keçi kılı), yün, deri ve kendire dayanmaktadır. Giysilerin büyük bölümü bunların işlenmesiyle elde edilmiş, geri kalan ise dışarıdan satın alınmıştır.

Kadınlar ve erkekler bilinen zamanda ayaklarına hep çarık giymişlerdir. Çarık özellikle dananın sırt (üst) derisinden olup aileler kendi çarıklarını kendileri dikmişlerdir. Çarık cumhuriyet döneminde lastik ayakkabı çıkana kadar devam etmiştir. Köye ilk çapulanın (deri ayakkabı) 1830 lar da geldiğini biliyoruz ama köyde ayakkabı giyebilen 3-5 kişiyi geçememiştir. Birde kış aylarında dağlarda gezerken ayağa hedik giyilirdi. Hedik, ağacın 40 – 50 cm çapında daire şeklinde bükülüp, ortasının kalın deri iplerle ızgara şeklinde örülmesiyle yapılır. Tam ortasından ayağa bağlanır ve bunu giyen kişi karda batmadan yürür.

Kadınlar başlarına çember, yazma, yaşmak v.s denilen farklı desenlerde başörtüleri sararlar. Başörtülerinde ağırlıklı olarak beyaz rengin hakim olmasıyla birlikte çeşitli renklerde yaşmaklarda vardır fakat siyah renk yoktur. Genellikle yazmaların kenarları işlemelidir. Başörtüsü kış aylarında çenenin altından bağlanarak, uçları tekrar kafanın tepesinde birleştirilip bağlanır. Yazın ise kulakların üstünden arkaya geçirilip, tekrar alın kısmına getirilerek alına düğümlenir ve buna kuşkuyruk denilir.

Beden kısmına oldum olası fistan giyilir. Fistan diz altına kadar (bazen ayak bileklerine) iner, bel kısmı boğumlu veya kuşaklı, yakası iki ya da üç düğmelidir ve günümüzdeki elbise veya entariye benzer ki, fistanın bir diğer adı da enteri (entari) dir. Fistanın üzerine işlik giyilir. İşlik bugünkü mevsimlik hırkanın karşılığıdır ama işliğin üzeri çok nakışlı ve işlemeli olup, adeta giysilerin vitrinidir. Yaz aylarında işliğin üzerine başka bir şey giyilmez ancak kış aylarında bu günkü pardösü veya kabanın karşılığı olarak aba, hırka ya da şal dokumadan Çekmen denen bir kışlık giyilir. Kadınlar fistanın düğme kısmına ya da göğüslerinin üzerine yaklaşık 30cm X 30cm ebatlarında gutni yallik denilen bir giysi giyerlerdi. Bu giysinin kumaşı özel olup ağırlıkla sarı, turuncu ve bordo çizgiliydi. Dört ucundaki iplerden ikisi boyuna ikisi de bele bağlanırdı.

Beden in alt kısmında ise fistanın altında dizlik (tuman) denen bel ile dizkapaklarının arası bir giysi bulunur. Fistanın üstüne ise peştamal sarılır ve belde ise çeşitli şekillerde kuşak vardır. Diz kapakları ile ayak arasına kış aylarında dize kadar, yaz aylarında ise topukların üzerinde kısa çorap giyilir. Çoraplar genellikle kışın keçeleşmiş çöpür (keçi kılı) çorap yazın ise yün çorap şeklindedir. Fistan daha sonraları iki parçaya ayrılmış, üst kısmına gömlek (göynek) alt kısmına da eteklik denmiştir.

Erkekler de giyilen çorap ve aba ya da Çekmen (şal ceket) kadınlarınkiyle aynıdır. Bunun dışında erkekler üst kısımda bele kadar gömlek giyerler, bu gömlek kışın dokuma yün yazın ise kendir ipinden dokumadır. Gömleğin üzerinde ise yelek benzeri bir giysi vardır. Özellikle yaz aylarında gömleğin üzerine (mont, ceket, hırka yerine) giyilen yelek kış aylarında da çekmenin altına giyilirdi. Alt kısımda ise çeşitli şekillerde pantolon bulunur. Pantolonun paçaları dar, ağ kısmı geniştir. Kış pantolonu ağırlıklı olarak zıpkadır. Zıpka keçi kılından yapılıp, keçeleştiğinden soğuğa karşı mukavemetlidir. Kış aylarında giyilen zıpkanın altına ince bir pijama giyilir.

Erkekler başlarını iki şekilde örterler. Birinci şekil kalpak benzeri keçi kılından yapılan siyah başlıktır. İkincisi ise abani denilen ve bazen kafaya sarık şeklinde sarılan, bazen de boyuna dolanan puşi benzeri bir giysidir. Şapka devriminden sonra istisnasız herkes şapka giymiştir.

Aksesuar olarak, kadınlar yola giderken omuzlarına yünden dokuma kol çantaları takarlar. Erkeklerin ise bellerinde kın içinde bıçak vardır. Bıçak taşıma alışkanlığı 1975 lere kadar sürmüştür.

Şadı da giyimin temel dayanağı coğrafi yapı ve iklimdir. Yukarıdaki kıyafetler cumhuriyet döneminde kademeli olarak değişmiş, kısmen 1980 lere kadar devam etmiştir.

 

TARİHİ VE TURİSTİK YERLER

Çatalağaç köyü gerek tarihi gerekse turistik olarak zengin bir köy olmasına rağmen, bir yandan yakın geçmişteki yoksulluk ve diğer yandan insanların geçmişleriyle barışık olamamaları sonucu bu zenginliklerini değerlendirememiştir. Diğer yandan mimarinin ahşap’ a dayalı olması da tarihi yapıların ya eskime yada yangın sebebiyle günümüze taşınmasını engellemiştir. Bu yapılardan geriye ancak halgum dediğimiz temeller kalmıştır. Fakat bu az sayıdaki kalıntı ile çatalağaç kültürü birleştirildiğinde bile ortaya mükemmel değerler çıkmaktadır. Doğal güzellikler ise tarihe göre daha az hasara uğramıştır.

Turistik olarak köyün her bir tarafı ayrı bir güzelliğe sahiptir ve kısmen bakirdir.

Çatalağaç köyü girişindeki şelale gerek doğal güzelliği ile gerekse Giresun Gümüşhane yolunun kenarında olması sebebiyle önemli bir potansiyel mesire yeridir. Ancak şimdiye kadar köye bir değer katamamıştır.

Derindere kanyonu özellikle harşıt deresine yakın yerlerde oldukça derin ve sarp kayalıklardan oluşmaktadır. Özellikle dağcılar ve tırmanış meraklıları için bakir bir coğrafyadır.

Keltaş yaylası potansiyel olarak köyün en önemli mesire yeri ve yazlık yerleşkesidir. Gerek Halil beğ düzü gerek mağaralar gerekse mağaraların üstündeki tepe zengin panoramik manzaraya sahiptir. Harşıt içi, çömlekçi gözü ve kısmen de karabörk gözüne şenlik anlamında hitap edecek kapasiteye sahiptir. Ancak köylüler bu potansiyeli de henüz değerlendirememişlerdir.

Hocalı başında Şıh Davut evliyası, Mansur obası başındaki (kurban tepesi) Şıh Pir Ali evliyası, Tepealan’daki Pir-i Veled evliyası yakın zamana kadar ziyaretgah olmalarına rağmen bugün bakımsızlıktan adeta kaderlerine terk edilmişlerdir. Halbuki bu erenlerin muhtemelen 14 yy da yaşadıkları, köyün tarihine damgalarını vurdukları, çok sayıda torunlarının bu köyden göç ettiği ve iletişimin daha da ilerlemesi ile birlikte bir gün buraları ziyarete geleceği, köyün isminin ileride daha çok kişi tarafından telaffuz edileceği ve tüm bunların tarihsel ve turistik bir değer olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Yine ocak dediğimiz değerli insanların mezarları ve mezarlıklarımızda bulunan 19 yy ve öncesi mezar taşları da önemli tarihsel değerlerdir.

Bazılarının Cenevizlerden kaldığı söylenen ama tarihi belli olmamakla birlikte dedelerimiz tarafından düzenli olarak onarılıp kullanılan petek kayaları (arı kovanı konular yer) da önemli tarihsel yapılardır.

Cami mahallesinde yapılan köyün ilk camisi bir kaza sonucu ilk orijinalliğini yitirmiştir.

Derindere’de 19 yy ın sonlarında yapılan caminin, önündeki derenin çukurlaşması sonucu yenilenmesine karar verilmiş, sırf taşlarından faydalanmak için eski cami yıkılmıştır. Aradan 40 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen yıkılan caminin yeri halen göçmemiş ama bu tarihsel değer kaybedilmiştir.

Orta mahallede bulunan dergah yakıldığından dolayı, yüzyıllardır süregelen bir çok değer maalesef kaybedilmiştir.

Köyün ormanlarında bulunan çok sayıda yaşlı ağacın ve farklı bitki türlerinin araştırması şimdiye kadar yapılmamıştır. Araştırma sonucu elde edilebilecek değerler köyün turizm potansiyelini artıracaktır.

Şadı deresi gözü ve Derindere gözü mesire yeri anlamında oldukça elverişli coğrafi yapıya sahiptir ancak ulaşım güçlüğü ve nüfus yoğunluğuna uzak olduğundan dolayı, Keltaş yaylası olmadan değerlenme olasılığı yoktur.

Giresun Gümüşhane yolunun köyün yanından geçmesi önemli bir avantajdır. Orgi Havaalanı nın yapılması ve Doğankent ile Kürtün ün ortak bir turizm politikası benimsemesi durumunda gerek Çatalağaç köyünün gerekse komşu köylerin turizm den ciddi bir gelir elde etmesi hiç te zor değildir.

 

ANKET

Sizce Doğankent’in ekonomik önceliği nedir?
 
       EDITÖRÜN SEÇTIKLERI
» 70 Milyonun 1 Milyonu Giresunlu
» DoÄŸankent’e Yeni Katma DeÄŸer
» Oy Cemo Vay Cemo...
» MYO nun Temelleri atıldı
» Referanduma Evet Orgi'ye Evet mi?

Üyeliğiniz

Toplam Ziyaretçi Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBu gün38
mod_vvisit_counterDün127
mod_vvisit_counterBu hafta442
mod_vvisit_counterBu Ay1165
mod_vvisit_counterHepsi24905

Online Ziyaretçi

Åžu anda 1 ziyaretçi Ã§evrimiçi

KÖY GALERİMİZ

ANI - HİKAYE - ÖYKÜ

Tuğrul Güvendi

Anasayfa Kültür