Yıl 1982 Sevgili kardeşim rahmetli Mustafa pir le (galayço) askere gidiyoruz.Sanırım 5 haziranda Tireboludan sülüs alacaktık.Önce yaylaya gittik gezdik rakı içtik yoldan yürüme köye gelip tuttuk Tirebolunun yolunu uzatmayalım sülüsü aldık İskenderun 1 er eğitim alay komutanlığı.
Akşam üstü Ankaraya bilet aldık ve sabah 8 de ankarada olacak şekilde otöbüse bindik çünkü İhsan Güvendi kankamıza uğrayacağız (ekizgilin ihsan) o Ankarada çalışıyordu. Giresun, Ordu, Samsun ve çorum dan sonra O meşhur sungurlu tesisleri ve Ankara. İndik terminalde ve kankamız İhsanı bulduk. Hatta sanırım bir gecede kaldık o gece rakı içip bol bol konuştuk, hasret giderdik. Ertesi güne biletlerimizi alıp ver elini İskenderun güneye ilk defa gidiyoruz gündüzü seçtikki fırsat bu fırsat gezelim görelim. Aksarayda Ağaçlı tesislerinde yemek molası verdi otöbüs yemekten sonra dışarı çıkıp birer sigara yaktık ve çevreyi seyrediyoruz. Tam karşımızda bir büfe var sigara, gazete dergi ve kaset falan satıyor vede aynı zamanda teypte Aşık Gülabi çalıyor. Sanırım ” Dön gel bir tanem”diye bir parça idi. ikimizde Gülabiyi ve söylediği parçaları defalarca dinlemiştik önceleri. Hiç konuşmadan pür dikkat yine dinledik yaktığımız sigaralarımız bitti efkarlandık, köyü, yaylaları özledik hemde iki günde. Rahmetli Mustafa dediki:Hadi kardeş dönelim ben köyü ve yaylaları özledim yazı geçirip sonra geliriz. Mümkünmü ? Sülüsü almışız üç gün sonra teslim olmazsak asker kaçağıyız. Derken bir anos: Ankara istikametinden gelip Hatay istikametine giden Has turizmin kıymetli yolcuları otöbüsünüz kalkışa hazırdır lütfen yerlerinize. Bindik. ikimizde ön koltukta oturuyoruz. Birbuçuk saat sonra Toros dağlarındayız. İkimizde toros dağlarını Yaşar Kemalin ince memet romanında okumuştuk ama ilk defa görüyoruz meşhur Tekir yaylasını ve Gülek boğazını. Çukurova kokusu geliyor burnumuza ama dedimya ilk defa yaşıyoruz bunları. Biraz sonra Adana Terminali 15 dagika mola ilk defa şalgam suyu ile tanışma hiçte beğenmemiş,ilk içtiğimizde turşu suyuna benzetmiştik. (Yıllar sonra bende sattım rakı ile çok iyi gidiyor tavsiye ederim). İskenderuna varmadan Payasta indik Lazo Muharem amca vardı ona uğramalıydık. Muharem amca o zamanlar İskenderun demir çelikte çalışıyordu.Akşam Muharem amcadan ayrılıp dolmuşa binip İskenderuna vardık. O gece sivillikte son gecemiz yarın teslim olucaz. Gezdik özellikle (gordon boyu idi herhale) sahilde.Derken saat ilerledi otel arıyoruz hepsi full en son biri yatak var dedi ikimizde çok sevindik .Adam yataklarımızı göstermek için bizi dama çıkardı evet bayağı dam üstü açık betonun üstüne yatak koymuş isterseniz dedi mecburuz başka şansımız yok elbiselerimizi ve ayakkabılarımızı baş ucumuza koyduk zaten çok sıcak biz ilk defa böyle sıcaklarla karşılaşıyoruz.Uzandık uyku yok Mustafa: gece yağmur yağarsa napıcaz dedi bende bilmem inşallah yağmaz dedim. Nereden nereye diyoruz kendi kendimize. Yarın teslim olucaz askerlik bir diyecek daha var 18 ay ne zaman geçecek biz ne zaman şadıya geri dönücez.derken uyumuşuz sabah oldu güneş anlımızın tasına vurunca uyandık.Kahvaltımızı bir lokantada yapıp biraz daha dolaştıktan sonra zurnanın zart dediği yere geldik.
1.deniz er eğitim alay komutanlığı nizamiye kapısı: kapıda bir kuyruknerden baksan 500 metre bizde sıraya girdik girdikki ne görelim biri avazı çıktığı kadar bağırıyor: hop, bup, kalk, otur, sıraya gir,konuşma,önüne bak vs ne oluyo lan dedik nereye geldik.Çavuş ve üstünü henüz göremedik,onbaşılara komutanım çekiyoruz yetmiyor usta askerler bile terör estiriyor.Eee demekki askerlik böyle bir şey dedik napacaksın bu gün bir dedi kaldı 17 ay 29 gün`suyundanda koy.Bize aranıza birini alın aynı bölüğe düşersiniz demişlerdi yaptık ama olmadı Rahmetli Mustafa 2. bölüğe ben ise 6. bölüğe düştüm.Hele o verdikleri elbiseleri giyip birbirimizi gördüğümüz ilk aanı hiç sormayın.Başladık eğitime akşamları ise yemekhane ve bulaşıktan kaytarabilirsek görüşebiliyoruz.iki üç hafta sonra ben yine bir akşam mustafanın yanına vardım.Köyden babamdan mektup geldi dedi Mustafa. .çok enteresan hemen ver bakim dedim ve mektubu bende okudum, hasret giderdim zaten ikimizinde acemi birliğindeki ilk ve son mektubuydu bu.
Yemin merasiminden iki üç gün sonra beni İzmit derincedeki makine sınıf okulları komutanlığına kursa gönderdiler Ordanda 3 ay sonra Çanakkaleye .Rahmetli Mustafa İskenderunda kaldı ben çanakkalede Mustafa iskenderunda bitirdik.Askerlik boyunca telefon açtım ben mustafaya hep köylerden hasretlikten konuşurduk.Cenazesinde haberim olmadığı için bulunamadım ama geçen yıl köye gittiğimde Mezarına uğrayıp Fatiha okudum.Ağlamamak mümkünmü? Yıllarımız geçti bizim şadıda beraber.Tekrar rahmet diliyorum yüce mevladan kendim ve seni sevenler adına.Mezarında rahat uyu kardeşim, galayço, Mustafa pir im ve namı değer çilesizim.
Cuma, 16 Nisan 2010
|
HARŞIT'IN ÖNEMİ - 2 |
| Editör | |
|
Bizim STK lar |
| Abdullah Öner MERAL | |
|
Önemsenme Üzerine |
| Mustafa GÜVENDİ | |
|
KÖY MÜ? MEMLEKET Mİ? |
| Sinan GÜVENDİ | |
|
Görülmesi Gerekenler |
| Yakup PİR | |
|
Yürümek |
| Ender ELKAYA | |
|
Yozlaş(tırıl)an Değerlerimiz... |
| Adil GÜVENDİ | |
|
Kültürümüz, Tarihimiz ve Biz… |
| Ali PİRDAL | |
|
Karadeniz Kadınları |
| Emine GÜVENDİ TEKİN | |
| TÜM YAZARLAR | |
| EDITÖRÜN SEÇTIKLERI |
| » Doğankent’e Yeni Katma Değer |
| » Oy Cemo Vay Cemo... |
| » Bakandan Doğankent'e Okul Sözü |
| » MYO nun Temelleri atıldı |
| » Referanduma Evet Orgi'ye Evet mi? |