| Akıl... Bilim... Bilimlik Akıl |
|
Kuran-ı Kerim’in 750 ayeti inançlılara bilimi ve araştırmayı emrediyor. Yeri göğü, insanları, dilleri, eşyanın sırlarını araştırmayı... Müslüman bilginlerin çoğu bunu bildiler ve gereğini yaptılar. “Hikmet müminin yitiğidir, nereden bulursa alır” dediler. Eski Yunan’dan da, Hind’den de, Çin’den de aldılar; geliştirdiler. Ortaya insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaran ‘İslam Uygarlığı’ çıktı. Müslümanlar ‘bilim zihniyetine’ sahip oldukları, hür tartışmadan korkmadıkları, felsefeyi gerçek anlamıyla değerlendirdikleri dönemlerde olağanüstü bir gelişme içinde oldular. Müslümanlar felsefecileri kafir ilan ettikleri, bilimi küçümsedikleri, aklı devre dışı bırakıp sadece nakil ile yetindiklerinde de gelişen hayat onları devre dışı bıraktı. Batı’yı ortaçağ karanlığından ve karanlıkçılığından, İslam Uygarlığı’nın darbeleri kurtardı. Ama Batı akla ve bilim zihniyetine ulaşırken, İslam aleminde harici kafası yaygınlaştı. Batı engizisyon Hıristiyanlığı’ndan uzaklaştığı için gelişti. Müslümanlar, Kuran Müslümanlığı’ndan uzaklaştığı için geriledi. Kuran Müslümanlığı akla öncelik veren Müslümanlıktır. Sözgelimi: Astronomiyi bilim haline getiren İslam Alimleridir. El-Battani 1000 yıl önce dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşünü 2 dakika 24 saniye yanılmayla hesaplamıştır. Halife Memun zamanında Trigonometri bilimi kurulmuş, sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant kavramları ortaya konulmuştur. Bu yolla Akdeniz’in genişliğini ölçmüştür. Arz daireleri arasındaki mesafenin 111.000 km. olduğunu hesaplanmıştır. Horasanlı Gıyasettin Cemsit trigonometri cetvellerini ince hassasiyetle hesaplamıştır. Sayı dünyasını sonsuza çıkaranlar, sıfır kavramını hesaplamaya sokanlar, cebir bilimini kuranlar Müslümanlardır. El Cabir... İbni Heysem’dir maddenin atom ve moleküllerden yapıldığını ilk anlatan... Cabir bin Hayyam’dır atom teorisini geliştiren ve laboratuar kurup, canlı hücre yaptığını söyleyen... Farabi’nin ‘Erdemli Şehir’ adlı kitabını okumak bile yeter; İslam da bilimin nerelere ulaştığını anlamak için... Ya İbni Sina, Ya Harezmi, Ya Biruni ve Uluğ Bey... Bilimi seven Müslümanlar bunları bilir ve söylerler ve övünürler... Hak duygusuna sahip batılılar da bu gerçekleri gizlemezler. Yarım yamalak bilgilerle hüküm verenler ise dar kafalılardan örnekler vererek İslam’ı karalamak isterler. Sonuçlardan sebeplere ulaşmak isteyenler de o klasik soruyu sorarlar: “Neden Müslüman ülkeler geri...” Çünkü Müslümanlar akıldan ve bilimden uzaklaştılar. Çünkü Müslümanlar İslam’ın ruhu yerine kabuklara saplanıp kaldılar. Büyük Osmanlı Devleti, Kanuni döneminde dünyanın en büyük kudreti idi; evet, ama içinde de çürümenin tohumları da artık oluşmuştu. Büyük hukukçu Şeyhulislam Ebusuud kafasıyla hangi gelişme olabilirdi ki?.. Ya Kadızadeliler? Yunusu, Mevlanayı kafir ilan eden; okullarda akıl ve fen derslerinin kaldırılmasını isteyen Kadızadeliler... Kadızadeliler bunu başardılar. 4. Murat gibi bir padişaha nüfuz ettiler. Dar kafalarının ürettiği din adına müspet bilim derslerini medreselerden kaldırttılar. Böyle bir devlet nasıl gelişecekti? Nasıl yaşayacaktı?.. Osmanlı çökerken İslam âlemini de sürükledi... Çok eskilere gitmeye bile gerek yok. Kendisi de bir bilgin olan ve bilime ve sanata üstün değerini veren Fatih’in torunlarının şu yaptığına bak... Bunlar tarih... Ama günümüze dersi var: Bize gereken hür düşünce, serbest tartışmak, bilimlerde en üst düzeylere ulaşmak ve bilim zihniyetinden şaşmamak... Eğer insanlık ailesinin üst katlarında oturmak istiyorsak... Namık Kemal Zeybek |
