| Sağlık Bilincimiz |
| Mehmet Güvendi |
|
Yanılmıyorsam 2003 ya da 2004 yılıydı, bir hafta sonu tatilinde Camiyanda rahmetli Durmuş Abi’ye (Mahmudo) rastladım. Baktım sigarasını tüttürmüş, çise altında koyunlarını yayıyor. Yanına yaklaşıp hoş beşten sonra, geçmiş süreçteki rahatsızlıklarına da yakından şahit olduğum için “Ya Durmuş Abi niye içiyorsun şu sigarayı” dedim (sanki kendim içmiyormuşum gibi). Bana verdiği cevabı aynen söyleyeyim. “Ya Mehmet, devlet ihtiyacım olan bütün ilaçları veriyor, hastanede tedavi olmak da bedava, bir şey olursa giderim doktora”. Nihayetinde de öyle oldu ama doktor ve ilaçlar onu kurtaramadı.Bunu niye anlattım? Sanıyorum bizim toplumumuzun geneli bu düşünceye sahipler, doktor veya ilacın bizi kurtaracağına olan sarsılmaz inanış herkesi esir almış durumda. Hatta hastanelerde insanların ilaca kavuşmalarını, bir çocuğun şeker aldığında gösterdiği sevinçle karşıladıklarını gördüm. İlaç ve doktor varsa sorun yok onlara göre. Oysa bana göre durum çok daha farklı. Bu arada maalesef devletimizin sağlık politikası da koruyucu olmaktan çok tedavi edici yönde olunca ortaya kaçınılmaz olarak bu durumlar çıkmakta. Gelişmiş ülkelerde ise durum bunun tam tersi yönde cereyan ediyor. Koruyucu hekimlik ilk, tedavi kısmı ikinci planda. Öncelikli olarak insanlara dengeli beslenmeyi, spor yapmayı, zararlı alışkanlıklardan korunmayı bunun yanında ruh ve sinirsel yönden kendilerini iyi hissetmelerini öğretmek gerekiyor. Şimdi bu noktadan sonra dengeli beslenmeyle başlayalım. Size burada ben vitaminlerden proteinlerden bahsedecek değilim. Bana göre dengeli beslenme insanın yakacağı kadar yemesidir. Bu şu anlama gelir, eğer siz bedensel olarak çok fazla efor sarf etmiyorsanız, yani bedensel güce dayalı bir işte çalışmıyorsanız aldığınız besinler vücudunuzda yağ olarak depolanacak ve belli bir zaman sonra çevrenizden duyduğunuz hastalıklar olarak karşınıza çıkacaktır. Bunun çaresi de bana göre ya sağlıklı besinler tüketmek ya da sağlıklı beslenemiyorsanız veya bedensel güce dayanmayan bir işte çalışıyorsanız veyahut da hiç çalışmıyor evde oturuyorsanız kardeşim, spor yaparak vücudunuzu olası hastalıklara karşı koruma altına almanızdır. Tercih sizin, dengeli beslenme ve spor; bu iki şeyi birbirinden farklı değerlendirmek olanaksızdır. Eskiden yaşayıp da Örenden Avut Yaması’ndan aşağıyı eken insanlarda ne yerlerse yesinler kolesterol olur mu? Olmaz. Şöyle bir ihtimal var mı peki? Hem dengesiz besleneceksin, hem çalışmayacaksın (bedensel olarak) hem spor yapmayacaksın sonra da doktordan-ilaçtan medet umacaksın. Dünyada henüz böyle bir tedavi yöntemi yok. İşin üçüncü önemli boyutu da zararlı alışkanlıklar. Son yıllarda özellikle Derindere Mahallesi'ndeki erkek ölümlerinin en önemli sebebi bu bölümde ele alacağımız zararlı alışkanlıklar. Günde üç öğün çay, yanında bir tabaka tütün, yetmez düğünlerde da rakıyı susuz içersen Azrailin nereden geldiğini görmeye vaktin kalmaz. Sonra birileri de yazarlar orda burda, gelişemedik kardeşim hala bir sağlık ocağımız iki hemşiremiz yok. Olsa ne olacak sanki kurtulacak mıyız? Olayın dördüncü ve belki de çoğumuzun varlığını bile kabul etmekte zorlandığımız ruhsal ve sinirsel boyut. Oysa en çok bu konuda doktora ihtiyacımız vardır. Ama maalesef işin içinde ilaç, tahlil ve röntgen olmadığı için kimse böyle bir koruyucu tedavi yöntemi olduğunu kabul etmez, ilgili doktorlara da gitmez. Çalıştığım yerden biliyorum bizim psikologun günde iki hastası ya vardır ya yoktur. Oysa ruh ve sinir rahatsızlığı bütün hastalıkların tetikleyicisidir. Haddim olmayarak bu noktada siz değerli okurlara bazı tavsiyelerde bulunacağım. Kaynanalar gelinleriyle gelinler kaynanalarıyla iyi geçinsinler. Sinirlenince kimse çekişmekten kaçınmasın çünkü bu kafayı rahatlatan bir eylemdir (bu arada Derindere’deki kadınların neden çok yaşadıkları da kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor). Neticede arkadaşlar unutmayalım ki; herkesin doktoru önce kendisidir. Çok basit çok küçük adımlarla birçok hastalık riskinden kendimizi korumuş oluruz. Belli bir zamandan sonra doktora gitmek ve çare aramak sadece kaçınılmaz sonu uzatır. Doktor ve ilaçla sağlıklı yaşama oranı kanaatimce yüzde beş-ondur. |
