GİRESUN/DOĞANKENT/ŞADI KÖYÜ



Corner left
Corner right

EVREŞE

Okunma Sayısı:1323


YAZARLAR - Çakır AYŞE
Eklenme Tarihi:2020-03-01 01:16:27


Çakır AYŞE

“Evreşe yolları dar, bana bakma benim yarim var”, diye sazın tellerine dokunurken ozan, bam telime dokundu bir an.

Bu türkü bana bir zamanlar bizim Evreşe’yi hatırlattı.

Kimdi bizim Evreşemiz?

Evreşe,  kış aylarının buzunu, Derindere’nin Deregözü Mevkii’nde küçük bir kulübede çözen, Anadolu kadınıdır. Gümüşhane’nin Kızılot Köyü’nden her sonbaharda yola düşer ve uzun uzadıya kıvrımlı yolların sonunda, tek hanelik bir mahalle olan Deregözüne ulaşırdı Evreşe.

Koyunları önünde, dokuma camadanı sırtındaydı. Bütün kışlık yiyeceği o çantanın içindeydi Evreşe’nin. Koyunun önünü, omuzunda yorganıyla eşi Kazım çekerdi. Bölük bölük olurdu dar patika yollarda koyun. Bu bölüklerin arasına da evlatlığı Mustafa yerleşmişti, birkaç gab gacak elinde, çanla kelek sesleri eşliğinde, çoban köpekleri yanıbaşlarında girerlerdi Deregözü gurbetlerine Evreşe, Kazım ve Mustafa.

Yatağı ottan, yorganı şilteden, sofrası tahtadan, yemeği malumdu Evreşe’nin. Akşama ne pişirsem galezesi olmamış, bugün temizliğe nerden başlasam sıkıntısı olmamış, beyazı renklisi karışık, asmaya bir çamaşır teli bile olmamıştı Evreşe’nin.

Küçük kulübesinin hem ışığı, hem ısıtıcısı, hem şenliği, hem ocağı, hem fırını olurdu kenarda yanan kara ateşi.

Gün boyu kar kürür, kürek yağlardı Kazım’ıyla, Mısdava’sıyla Evreşe.  Akşam olunca karanlık yollardan aşarak iki insan görmek için mahalleye inerlerdi hep beraber üşümüş tenleriyle.

Her kapıdan girer, her eve misafir olabilirlerdi, dedikodudan hoşlanmadıkları için. Herkes onları tanır, aşını ekmeğini paylaşır, o gece misafir eder, sabah olunca da Evreşe’nin dokuma çentiyesini doldurmayı ihmal etmezlerdi.

Evreşe, fiziksel olarak, cılız çelimsiz ve ufacık boyluydu. Küçücük çehresi, bal rengi gözleri, inci gibi beyaz takma dişleri parlardı gülerken. Zaten gülecen biriydi Evreşe. O soğuktan yanmış, çatlamış suratıyla hemen gülümserdi seni görünce. Büyük küçük ayırt etmez, herkesle hasbihal ederdi incecik sesiyle.

Kafasında fesi, belinde şal kuşağı, eteğinin üstünde peştemalı, ayağında erkek lastiği, göğsünde çizgili yakalığı ve üstünde erkek ceketi hiç eksik olmazdı Evreşe’nin.

Buzunu bedeninde eritir yine bedeninde kuruturdu Evreşe.

Keçileri doyunca doyar, Mısdava’sı konuşunca coşar, Kazım’ı bağırınca pısardı Evreşe.

Mustafa; kumasının hediyesi olan, evlatlığıydı. Sarışın ve beyaz yüzlü, utangaç, yandan perçemli, gömlek yelek ceketten oluşan takım elbiseli, suskun, sakin ve hürmetli bir delikanlıydı daha yirmilerinde. Evlatlık gibi değil öz evlatları gibiydi aralarındaki ilişkilere göre. Evreşe’nin hem oğlu hem kızı hem de dünya gayretiydi Mısdava. Bizim Mıstaaa şöle, bizim Mıstaa böyle derken, gözlerinin içi güler, kenardan kenardan da Mıstaasının yüzüne bakardı.

Evreşe’nin eri Kazım, boylu poslu, iri yarı bedeninde keçeden pantolonu, dizine kadar çektiği çöpür çorabına 46’lık kara lastiği eşlik ederdi herkes gibi. 8 köşeli şapkasının altından dikine uzanırdı saçları ablak yüzüne doğru. Fiziksel yapısı gibi sesi de gür çıkar, bir narası dağları inletirdi. Bir metre karı ayaklarıyla yırtar, küreğini domuz yağı ile yağlar, baltası belinde her sabah düşerdi keçilerin önüne. Bir gün Avut Yaması’nda, bir gün Şükür Düzü’nde, bir gün Hocalı’da. Gırmalığı zor günlere saklardı evinin karşısı olduğu için. Evreşe'nin, Mısdava nın, keçilerin, kışlakların reisiydi Kazım. Şakaya şamataya gelir, hiçbir şeye alınmazdı. Herkesin derdini bilir, bildiğini belli etmez, kimsenin garezini kimseye gütmezdi.

Yar Yollarının, Guşevyanları’nın, Deregözü’nün Evreşe’si, Kazım’ı,  Mısdava’sı, rutin olarak her sene altı ay misafiriydi Derindere’nin. Kışın sert rüzgarlarının bekçisiydiler hiç şikayet etmeden. İlk bahar yağmurlarıyla kendi yaylalarına göçer, sonbahar yapraklarıyla dönerlerdi bizim köydeki tek kişilik kışlak mahalleye.

Zamanla gelmez oldular, yollardan geçmez oldular, dağlarda kor keleklerinin sesi duyulmaz oldu. Unutmadılar, unutulmadılar. İlçe merkezlerinde köyden birini görünce sarıldılar hep, herkesi tek tek sorup, selam gönderdiler.

Son olarak ebediyete göçtüğü haberini aldı köylüler Evreşe’nin, Kazım’ın. Rahmet dilediler, bir efsaneydi geldi geçti ama hala dillerde dolaşır Evreşe.

Evreşenin yolları hep dardı.

Ruhu şad, Mekanı cennet olsun.


Çakır Ayşe

29 Şubat 2020

Eklenme Tarihi: 01-03-2020

Bu sitede yayınlanan yazıların tümünün yayın hakkı www.sadikoyu.com'a aittir.

Yazarın diğer yazılarını görmek için seçin.

YORUMLAR

 
Abdurahman Gvendi abdurrahmanguvendi@hotmail.com 01.03.2020 16:33:43

HarikaSylenecek baka bir ey yok

İrtibat:5326535885
 

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  




      REKLAM

www.guvendigayrimenkul.com
0 532 255 67 15


Editör
Ekrem Ünlü
Çakır AYŞE
Sinan GÜVENDİ
Abdullah Öner MERAL
Emine GÜVENDİ TEKİN
Yakup PİR

TÜM YAZARLARI GÖR




proje3

      ŞADI MENÜ



         ZİYARETÇİLER

Aktif Ziyaretçi 1
Dün Tekil 238
Bugün Tekil 111
Toplam Tekil 1341781